Bugun...

KONJONKTÜREL DİNDARLAR

 Tarih: 30-06-2022 12:37:00
ALP HAN

Ünlü Rus yazar Dostoyevski ; “ İçki Muhammedin dinin de haramsa, bende İsa’nın dinine göre içerim” demiş.

Dostoyevski kendine göre bir mantık yürütmüş ve teolojik açıdan yasağı delmiş gibi görünüyor.

 Dostoyevski’nin bu önermesi tartışılabilir?

 Çelişkilerini, ilahiyatçı işin uzmanları ortaya çıkarabilir.

 Ben bu sözü, içinde bulunduğumuz süreçte kendine ve yaşadığı çelişkilere kılıf bulan dindar referanslı kişilerin durumunu gözden geçirmek için satırlarıma taşıdım.

Dünyevileşmeyi ilke edinmiş kişilerin, değerlerinden, inançlarından uzak yaşama şekillerine, mantıklı bir açıklama gayreti içine girmeleri, toplumu ne kadar materyalist bir sistemin içine dahil ettiğini gösteriyor.

Bu durum değersizleştirilen değerlerin de, normalleşmesini sağladığı gibi insanların rutini haline gelmesini sağlamış oluyor.

 Sorgulayan akıl olmayınca, kişiler biat kültürüne uygun olarak, kendileri adına düşünen, yapan, eden,  uygulayan ve hatta hiç hata yapmaksızın(!) kurtarıcı rolüne girmiş insanların kontrolüne giriyorlar.

Amaç için her türlü aracı mubah gören anlayış, muhafazakâr toplumların çözülmesi için planlı bir girişimdir. İnsanları amaca ulaştıracak her türlü yalan, hile, yolsuzluk, ahlaksızlık kabul edilebilir hale geliyor.

O kadar samimi, o kadar ciddi bir vaziyet alıyor ki bu durum, bütün bu yozlaştırılan değerler zaten feda edilmesi gereken anlamsız müeyyideler olarak telakki ediliyor.

 Otokritik yapmayan insanların hastalıklı, paralojik bir bakış açısına sahip olmaları da fark edilemiyor. Anlayamadığı hiçbir şeyi kavrayamayan, idrak edemeyen, kör noktası yerleşik insanların içine düştükleri bu durum maalesef aldatılmakla ve kandırılmakla sonuçlanıyor!

Pragmatik dindarlar seküler yaşamın ihtişamına kapılınca maalesef doğruları değişiyor. Konjonktürel olarak içinde bulunduğumuz süreci gözlemleyen herkes bu gerçekle karşılaşıyor.

 Lakin itiraf etmek şimdilik erteleniyor. Çünkü kaybedecekleri artmış insanların, yaşadıkları kayıp duygusu korkuyu körüklüyor.

Paranoyak, muhakeme bozukluğuna dâhil edilmiş bireylerden teşekkül bir toplumun, tutarlı yaklaşımlar ile problemlerinin üstesinden gelmesini de beklemek sanki biraz safdilik olur.

Hezeyan içinde yaşamaya devam eden kalabalıklarda ve bu durumu kendi emelleri için kullanan güçlerin normalleştirdiği yapılar da, Dostoyevski’nin önermesi maalesef kabul görür.

Küresel dünya projesi ile senkretik bir dünya dini oluşturma gayreti içinde bulunan neoconların, kendilerine göre dünyayı dizayn etme faaliyetlerinin yürütüldüğü, proje ülkeler de, taşeron kullanmaya devam ediyorlar.

 İdeolojilerinden arındırılmış, sistemin bir parçası haline getirilmiş yapıları, materyalist mantığın bireyci anlayışına dâhil ederek değerlerini tüketip, Ünlü Rus Romancı Dostoyevski’ nin dediği gibi “ İsa’nın dinine göre” yaşamayı özendirip, meşrulaştırıyorlar.

Bu duruma nereye kadar izin vereceğiz?

Daha ne kadar farkında olmadan anormallikleri normal kabul edeceğiz?

 Görünen o ki Kapitalizmin tanrısı “Para” her şeyi kontrolüne almış durumda.

Sade para mı? Tabii ki değil.

              Şöhret ve Şehvet’i de dâhil edelim.

  Bu yazı 542 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI