Sivas Kızılırmak Gazetesi |Sivas'ın Birlik Sesi
HV
15 TEMMUZ Pazartesi 12:09

Antisemitistim Fakat...

Muharrem KIZILKAYA
Muharrem KIZILKAYA
Giriş Tarihi : 11-11-2023 13:34

Antisemitistim fakat …..

Bu ve benzeri cümle ile başlayan ifadeleri Almanya’da son günlerde çok duymaya başladık.

Geçen hafta İYİ Parti’nin Ulm’da bir çalıştayına katıldık.

Birlikte gittiğim Cemal Öztaş arkadaşım ile Nürnberg’de Nasyonal Sosyalizm döneminden kalan Nazilere ait bir kongre merkezini gezdik.

Dikkatimi çekti sakallı, şalvarlı insanlar geziyordu.

Hemen aklıma İsrail - Filistin savaşı ve Hitler geldi.

Cemal resim çekmekle meşgulken, ben o esnada resim çektirme bahanesi ile selam verince selamımı aldılar… Ve ben hemen lafa girdim.

Nereden geldiklerini falan sordum: Pakistanlı, Afganlı olduklarını, misafirlerinin Almanya’nın Mannheim şehrinden geldiklerini, Suriyeli olduklarını söylediler.

 

İçlerinden biri; iyi eğitim aldığını, üniversitede eğitim aldığını söyleyerek bana, antisemitizmi anlatmaya başladı.

Yahudilere karşı önyargılı olmamamız gerektiğini, onlara karşı düşmanlık beslememiz gerektiğini ifade ederek devam etti: 

‘Nazi Almanyası döneminde ve 1933–1945 arası yıllarda Avrupalıların yahudileri devlet eliyle zulme tabi tutarak katliam yaptığını, yani Holokost’tan, falan bahsetti.

Onun söylediği sözler üzerine ben de: 

Evet çok doğru söylüyorsun, haklısın, bunlar soykırım ve insanlık suçu dedim.

Bunun üzerine bana, nereden geldiğimi sordu. 

Ben de ‘Türküm, Köln’den geliyorum’ deyince Müslüman olduğumu düşünerek rahat tavırları ile

Hitlerin yaptıklarını doğru bulmadıklarını, insan öldürmenin günah olduğunu, Kuran’da bir kişiyi öldürmenin bütün insanlığı öldürmekle eş tutulduğunu ifade etti.

Tebessüm ederek anlattı, arkadaşları da onu doğrular niteliğinde jest ve mimikleri ile desteklediler.

İzlemlerimce kendi aralarında hararetli muhabbet ediyorlardı, hal ve davranışlarından anladığım kadarıyla da Hitler’in yaptıklarından gurur duyar bir tavır içerisindeler gibi görünüyorlardı.

Bana; ‘Sen Nürnberg’de akraba ziyaretine mi geldin’ diye sordular… 

Ben de ‘Yok hayır, ben özellikle faşist Hitlerin bu eserlerini görmeye geldim’ deyince… Bana yakınlaşıp kendilerinden biri sanarak: ‘Evet’ dedi… Ve devam etti: ‘Biz Nazilerin, Hitlerin yaptıklarına karşıyız FAKAT, LAKİN bugün Filistinlilere yapılanları görünce’ diyerek devam eden savunmaları dinledim.

Filistinlilere soykırım yapıldığını, Batının çifte standart uyguladığını, Yahudilerin ve siyonistlerin çocukları katlettiğini, Müslümanların Filistin için bir şey yapmadığını ve yapamadığını, iktidarların Batının kuklası olduğunu uzun uzun anlatarak; bizlerin Filistin için bir şeyler yapmamız gerektiğini ifade ettiler.

Bu tür küçük görme, hafife alma gibi davranışlar ile, hak ettiler gibi ifadeler ile, inanç üzerinden izahat ve gerekçelendirme gibi yaklaşımlar ile, soykırımı kabul etmemeye varan düşünceler çok tehlikeli ve çok yanlıştır.

 

Nasyonal Sosyalizm dönemini iyi bilen biri olarak, Ortadoğu’dan gelen mültecilerin Almanya için ne kadar tehlikeli olduğunu çok iyi biliyordum.

Bunu Türk sivil toplum kuruluşlarına ve hatta Yahudi cemaatlere anlatma fırsatı buldum ve onlara anlattım.

Aynı mültecilerin Antisemitist tarifi gibi; Alman iktidarı, siyasetçileri ve Türk sivil toplum kuruluşları da ‘fakat, ama, lakin, ancak’ diye bu sorunları görmezlikten geldiler… Ve sonuç itibariyle da ne yapacaklarını bilmeyerek çözüm arıyorlar.

Yani Arap, Ortadoğu veyahut Müslüman coğrafyasından diyelim; o bölgeden gelenlerin Almanların ifadesi ile [im Hinterkopf] bir çoğunun arka beyinlerinde bir Yahudi düşmanlığı mevcut.

Evet, İsrail - Filistin savaşını şu minvalde değerlendirilebilir: ‘kimin hangi tarafta olması gerekliliği, bu savaşı bir inanç savaşı olarak mı görülmeli veyahut bu savaşı kimlerin başlattığı’ ile ilgili farklı düşünebilirsiniz.

Almanya’nın bu savaşta taraf olmasını beklemek; burada barış ve huzur içerisinde yaşayan, neredeyse 60 yılı aşkındır entegre olmuş, bu topraklara uyum sağlamış 5 milyona yakın Türk’ün ve dahi toplamda 20 milyon göçmenin geleceğini tehlikeye atmak olur.

 

Özellikle son haftalarda, Almanya’nın bir çok köyünde, kasabasında, şehrinde; Filistin için yapılan eylem, yürüyüş, miting, protestolarda dikkat çeken olayları Alman Anayasa Koruma Teşkilatı ve Alman kamuoyu şaşkınlıkla takip ediyor.

Dikkat çeken bu gösterilerde, özellikle Şeriat isteyenler, Hilafetin gelmesi isteyenler, İsrail devletinin imha edilmesini savunanlar, Almanya’yı Filistin’e karşı İsrail ile işbirliği içeresinde olup Nazilikle suçlayanlar hemen göze çarpıyor. Yine bu yürüyüşlerde taşınan pankart ve bayrakların İslamcı sembolleri olması, İslamcı sembellerin ötesinde Ortadoğu’da birçok terör örgütlerinin simgeleri olması, buna mukabil bazı gurupların Müslümanları cihata çağırmasını, Alman kamuoyu ve siyaseti tedirginlikle ve kaygıyla seyrediyorlar.

Kaldı ki bu eylemlerde aşırı uçlardan tutun, soldan sağa, ırkçılardan siyasal İslamcılara kadar bulmak mümkün.

Bu gösteriler maalesef zaten var olan Alman ırkçılığını ve İkinci Dünya Savaşı sonrası önemli ve ciddi mücadele eden Alman devletini ve milletini zor durumda bırakıyor.

Bu, bizim dışımızda olan savaşı; Almanya topraklarına taşımak, oradaki olanlara katkısı olmadığı gibi burada huzur ve barış içerisinde yaşayan özellikle Türk vatandaşlarının huzurunu bozarak tehlikeli boyutlara götürebilir.

Alman milletini tanıyan, Nasyonal Sosyalizm, ve o dönemi bilen biri olarak; Almanya’daki Müslümanların daha itidalli olmaları gerektiğini hatta eylem ve gösteri yerine ilaç ve benzeri yardımların daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

 

Burada bedel ödeyerek aldığımız kazanımlarımızı, bizim ile ilgisi olmayan bir davanın olası olumsuz sonuçları ile yüz yüze kalmaktan kaçınmamız gerekir. 

Zira o bedellerle sahip olunan kazanımlarımız kaybolursa telafisi çok zor durumlara yol açacaktır.

Malumunuzdur, hepiniz biliyorsunuz; ırkçı faşist eylemler sonrası Almanya’da Solingen, Mölln, Hanau gibi şehirlerde onlarca vatandaşımızı kaybetmedik mi?

Ortadoğu’dan gelen mültecilerin; ifade özgürlüğü altında demokratik haklarını kullanarak; kaçtıkları, şiddette uğradıkları ve iltica ettikleri ülkelerin rejimlerini istemeleri; sokaklarda demokrasi rejimine karşı çıkarcasına Şeriat istemeleri ve bunu da islamcı terör örgütlerinin sembollerini taşıyarak yüksek sesle ifade etmeleri korku ve fazlasıyla kaygı ve endişe vermektedir.

Bu vesile ile Ortadoğu sorununa bizim gençlerin üzerinden ve sonuçta da bedelini bize ödetmek isteyen İslamcı guruplardan uzak tutmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Bunu kitlesel tepki uzmanları eliyle ve hem de çok kolay şekilde; sorunlu, problemli gençleri bu akımların içine girmelerini kolaycana sağlatabiliyorlar.

Batı Avrupa Türkleri olarak olaylara şark ve Ortadoğu gözü ve düşüncesi ile değil; daha rasyonel akıl ile ve kesinlikle duygusallığa kapılmadan, soğukkanlı bir eda ile yani Avrupalı gibi bakma gerekliliğinin zorunlu olduğu kanaatini taşıyorum.

 

Saygılarımla 

Muharrem Kızılkaya

YORUMLAR
sanalbasin.com üyesidir