Sivas Kızılırmak Gazetesi |Sivas'ın Birlik Sesi
HV
15 TEMMUZ Pazartesi 11:52

AVRUPA'DA TÜRK KİMLİĞİ, MİLLİ TAKIM ve GÜZELLİKLER İÇİNDE BİR AYRINTI

Kadir COŞKUN
Kadir COŞKUN
Giriş Tarihi : 28-06-2024 21:48

AVRUPA'DA TÜRK KİMLİĞİ, MİLLİ TAKIM ve GÜZELLİKLER İÇİNDE BİR AYRINTI 

Uzun bir aradan sonra hem aile ziyareti hem de Millî Takım'ın Almanya'daki Avrupa Şampiyonası finallerinde göstereceği performansı yerinde gözlemlemek, kültürel ve sosyal yaşamın bizimle aynı ve ayrı yönlerini, globalleşen dünyadaki yerimizi, kimliğimizi koruma yönündeki gelişmeleri yerinde görme fırsatı açısından benim için Almanya seyahati önemli oldu. Zira, seyahatimin beşinci günündeyim ve belirli kanaatler oluşmakta.

Öncelikle ulusal kimlik konusunda Dortmund'daki Portekiz maçımız bitmesine rağmen, en az bizim kadar Portekiz varlığını pencerelere asılan bayraklardan ve 25 Haziran'da oynanan Fransa-Polonya maçındaki spor severlerin durumunu Dortmund cadde ve sokaklarında görmek mümkün oldu.

Son olarak 2000 ve 2003'te geldiğim Dortmund ve dolayısıyla Almanya ile günümüz Dortmund'unu karşılaştırma fırsatı buldum. İlk gözüme çarpan yapılaşma, Sosyal yaşam, trafik ve çevre düzeni oldu. Kardeşimle şehrin büyük bir bölümünü gezme fırsatı buldum. Yapılaşma açısından sanki yeni tek bina dahi yapılmamış, klasik, en fazla 4 veya 5 kat, genellikle 4 kat binaların bulunduğunu, yeşilliğin bir kat daha artmış olduğunu, insanca yaşanabilecek   sosyal mekânların fazlalığı kayda değerdi.Türk nüfusun sosyal çevreye entegrasyonunu geçmişe rağmen daha olumlu buldum. Araçlarında ve evlerinde Alman ve Türk bayraklarını birlikte sergiliyorlardı ancak kimliklerine sahip çıkmadaki hassasiyetleri ön planda idi. Önceden gördüğüm gurbetin insan yaşamına yansıyan huzursuzluğunun daha güler yüze dönüşümü, çevreye uyumları olumlu gelişmelerdi. Almanya'nın sosyal, siyasi ve ekonomik alanında daha fazla yer bulduklarını bunun kendilerine olan güveni artırdığını görmemek mümkün değildi. Okuyan, çalışan, kendini geliştiren, sosyal hayatta kendilerine daha iyi yerler bulan vatandaşlarımızın sayısının artması beni mutlu etti.

Türkiye'nin neresinden gelirlerse gelsinler önceki gün Çekya maçındaki birlikteliklerini Dortmund'da, Werdohl'da, Lüdenscheid cadde ve sokaklarında gözlemledim. Portekiz yenilgisine rağmen taşkınlıktan uzak, hep birlikte olgun, vakur ve Türk milletine mensubiyetin onurunu yaşıyorlardı. Tek endişem, çağdaş ve modern bir hayat süren vatandaşlarımızın yanında tarikat ve cemaat ağırlıklı dernek ve vakıfların çokluğu, bunu yaşam tarzlarına yansıtmaları oldu.

Trafik son derece düzenli ve herkes uymakta. Trafik işaretleri hayatın önemli bir parçası. Şehir içinde çoğunlukla hız 30 kilometre ve sürat yapan araç göremiyorsunuz. Kontrol, her sokak ve caddede polis olmadan elektronik cihazlarla sağlanıyor. Gürültü, kargaşa yok. İnsanlar hâlâ biraz soğuk olsalar da birbirlerine saygılı. Binalar büyük ölçüde bakımlı, göz estetiğini bozan bir durum yok. Çatılar dik ve yağışa uygun. Çatı katı ev kavramı tüm binalarda var. Yüksek bina hiç yok. Temizlik yine her zamanki gibi ön planda. Sigara izmaritini, bir yeri değerlendirirken en önemli etken olarak görürüm. Burada da geçmiş yıllara göre gösterilen hassasiyet özellikle orta ve uzakdoğu ulusları mensuplarının yaşadıkları bölgelerde azalmış ama diğer taraflar yine temizliğini muhafazayla kültürel yaşamın bir parçası olmaya devam ediyor.

Ekonomik hayat zorlaştı denilse de yiyecek ve içecekteki birkaç kalem dışında standart bir gelir durumuna göre  yaşam rahat sürdürülebilir durumda. Marketlerde fiyatlar 0,50 avro ile 4,99 avro arasında değişiyor. Et fiyatları bizim yarı fiyatımıza. Elektronik  çok ucuz. 
Globalleşen dünyada artık her şey, her yerde bulunduğundan bizde de her şey bulunuyor. Belki Avrupa'ya nazaran biraz pahalı ama getirmek istediğinizde alınan vergi ve benzeri durumlarla artık cazibesini yitirmiş.
Paraları kıymetli olduğundan alım güçleri de yüksek.

Millî Takımlarımız Avrupa'daki vatandaşlarımızı birbirine kenetlemiş. Artan milliyetçilik hareketlerine karşı millî kimliklerini koruma ve gelecek kuşaklara yansıtma yolundaki gayretler bizleri mutlu etti.

Tüm bu gözlemlerim içinde hâlâ hayretler içinde kaldığım ve bir türlü anlam veremediğim bir hususla yazımı noktalamak istiyorum. Tüm Avrupa'da temizliğe bu kadar önem veren toplumlar neden hâlâ lavabolarında taharet musluğu kullanmaz? Akıl alır gibi değil! Araştırdım, sordum, soruşturdum tatmin edici bir yanıt alamadım. Hijyenik olmadığı, muslıuğun ucunda kalan suyun mikrop kapacağı ve evdeki diğer sulara karışacağı gibi pek de mantıklı bulamadığım yanıtlara karşılık İtalya, Macaristan ve Balkan devletlerinde kullanılırken buralarda niçin kullanılmadığını, bir kültür meselesi olarak görüp biraz da koku giderici deodorant, sprey ve tuvalet kağıdını kime satacakları esprisiyle yetiniyorum. 
Bu hususun Avrupa'da bir kültür meselesi olarak devam edeceği kanaatim ve temizlik konusunda hassasiyetimizle insanlık adına gurur duydum. Gurbetçilerimizin geleceği açısından da umutluyum. 

28 Haziran 2024 Dortmund-Almanya

YORUMLAR
Kadir Coşkun 2 hafta önce
Ali ARUĞASLAN kardeşim, Ahmet TOSUN Hoca'm, Ahmet'im, teşekkür ederim. Duygularınıza tercüman olup gerçekleri buradaki vatandaşlarımıza aktarıyorum. Müsterih olunuz.
Ahmet Torun 2 hafta önce
Hocam gözlemlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederi.Doğrusuyla yanlışyla oradaki güzellikler den kendisinede pay çıkararak ufkunu genişletenlerin yanı sıra herşeye rağmen kişisel gelişimine hiç bir katkı yapmadan ülkesine geldiği zaman bağnaz bir şekilde hareket edip geldiği yerdeki güzelikleri unutup ülkemizdeki bazı çirkinlikleri görmezden gelip basına lüzumsuzca hayal satan açıklamalar yapanları görünce üzülüyoruz keşke yapmasalar hocam iyi tatiller sağlıcakla gelin inşallah.
Ahmet 2 hafta önce
Tebrik ediyoruz
Ali Aruğaslan 2 hafta önce
Olumlu gözlemleriniz çok önemli hocam. Hâlâ oradaysanız, Almanya'da refah ve huzur içerisinde yaşayıp , en üst düzeyde sosyal güvenceye sahip yurttaşlarımızın , ülkemize geldiklerinde Almanya'yı kötüleyip , her şeyin berbat olduğunu , ülkemizde her şeyin yolunda olduğunu anlatan, buna rağmen de kesin dönüş yapmayı asla düşünmemelerinin altında yatan psikolojiyi tahlil edersen sevinirim. Sacit'e selamlar.
sanalbasin.com üyesidir