Sivas Kızılırmak Gazetesi |Sivas'ın Birlik Sesi
HV
15 TEMMUZ Pazartesi 11:47

BELEDİYELER’DE SAĞGÖRÜ (VİZYON)

Mehmet AVCI
Mehmet AVCI
Giriş Tarihi : 03-10-2023 15:40

Yerel seçimlere kısa bir zaman kaldı. Siyasi partilerden ve adaylardan vatandaş olarak öncelikli beklentilerimiz ne olmalı?

            Siyasi partiler adaylarını açıklamadan, adaylar proje tanıtımlarına geçmeden, seçimlerin karmaşık atmosferi başlamadan, herhangi  bir adayı veya siyasi oluşumu adres göstermeden adaylarda ne gibi özellikler aramalıyız. Adayların sunacağı projeler içerisinde, vatandaşlar olarak gözümüze hoş görünecek makyajlı projelere mi yoksa hayatımızı zaman zaman olumsuz yönde etkileyen can ve mal kaybına sebep olan afetlere çare olacak projelere mi öncelik vermeliyiz. 

            Türkiye genelinde rutin belediyecilik her ilimizde, ilçemizde üç aşağı beş yukarı benzer şekilde yapılıyor.

            Yerel yönetimler hizmet önceliklerinde genellikle gözle görülür albenisi olan makyajlanmış yatırımlara öncelik veriyorlar. Maalesef halkımız da pembe yalanlara kanmayı alışkanlık haline getirdi.

            Gün geçmiyor ki bir ilimizden sel ya da taşkın felaketi haberi gelmesin.

            Değişen iklimler sebebiyle tüm Dünya da olduğu gibi ülkemizde de artan yağışlar büyük bir sorunu da beraberinde getiriyor. Seller artık günümüzde olduğu gibi gelecekte de bir çok şehrimizin başına felaketler getirecek gibi görünüyor.

            İl belediyelerinin uğraşacağı bir çok konu var ama şu günlerde yaşadığımız felaketleri göz önünde bulundurursak birinci önceliğimiz sel ve baskınlara karşı gerekli önlemleri almak olmalı.

            Can ve mal kaybını hesaba katarsak oluşan felaket sonrası kaybettiğimiz canları geri getiremediğimiz gibi oluşan yıkımı da onarmak için hem büyük bir çaba hem de büyük bütçeler harcamak zorunda kalıyoruz. Çok mu zor bu felaketlerin önüne geçmek. Hiçte değil. Yeter ki işi bilen memleketini seven, gelecek seçimi değil, gelecek nesilleri düşünen idareciler olsun. Her felaket sonrası milyarlarca lirayı sokağa atıyoruz. Felaket gelmeden canlar yitmeden bir kez yapılacak çalışmayla felaketleri en hafif hasarla atlatmanın yolları da gayet mümkün.

            (Daha önce dile getirdiğim “Toprağın altı mı toprağın üstü mü?” konulu yazımı bir kez daha okursanız konuyu daha iyi anlayacağınızı umuyorum.)

            Depremin ardından, depremden etkilenen onlarca şehrin alt yapısının günümüz şartlarına uygun hale getirilmesini önerdiğim o yazı da depremden etkilenmeyen şehirlerde ki alt yapının da yetersiz olduğunu dile getirmiştim.

            Yerel yönetimlere talip olanların yaklaşan seçimler öncesinde bu gibi felaketlerin önüne geçecek projelerle halkın karşısına çıkması en büyük temennim.

            Mevcut şehirlerin alt yapılarını yapmak elbette ki külfetli ve maliyetli bir iş olacaktır. Ancak önümüzdeki günlerde kaçınılmaz ve muhtemel felaketlerde yaşayacağımız can ve mal kaybını önlemek için hiçbir masraftan ve gayretten kaçınmamak gerekiyor. Son beş günde ülkemizde  yaşadığımız su taşkınlarının verdiği ekonomik kayıpla en az beş ilimizin altyapısını adam gibi yapmak mümkün.

            Yeniden imar edeceğimiz beldelerimizin altyapılarını depremlere dayanıklı tünel galeri sistemiyle yaparken bu tünel altyapı sistemi içerisine; temiz su ve pis su giderleri, elektrik ve fiber iletişim kabloları, doğal gaz hattı ve en önemlisi yağmur suyu hattı olmazsa olmazlardandır.

            Bu işlevsellikte yapılan altyapıyla olası bir felakette haftalarca elektriksiz, susuz ve iletişimsiz kalma ihtimalimizi ortadan kaldıracaktır. Bu ihtiyaçların yokluğunun nelere mal olduğunu en başta yöneticilerimiz olmak üzere hepimiz anlamış olmalıyız.

            İKLİM KRİZİ bahane edilmemeli;

            İlim adamlarımız yıllardır depremler geliyor, gelecek diyerek seslerini duyurmaya çalıştılar. Maalesef bu uyarıları duymazdan geldik ve sonuç ortada. Başta Marmara olmak üzere her bölgemiz diken üstünde. Yine ilim adamları haykırıyorlar iklim krizi gittikçe artacak. Bir taraftan kuraklık artıyor diğer taraftan seller, taşkınlar artıyor. Önceden 10 günde yağan yağmur miktarı şimdi 30-40 dakikada yağıyor. Bu da sellerle birlikte taşkınları da beraberinde getiriyor.

            Yağan yağmurun felakete dönüşmesine engel olamadığımız gibi yağmur suyundan faydalanmayı da maalesef beceremiyoruz. Her geçen gün susuzluk  ve kuraklık tehdidi artarken biz yağan yağmur sularının göz göre göre yitip kaybolmasına seyirci kalıyoruz. O kadar yağmura rağmen barajlarımızdaki doluluk oranı bir türlü artmıyor. Haliyle bir çok şehirde susuzluk baş göstermeye başladı. Kuraklıktan etkilenmemek için yağmur suyunu, eriyen kar sularını ve taşkın sularının hatlarını iyi planlayıp mümkünse halihazırdaki barajlara ya da yeni yapacağımız su toplama alanlarına yönlendirmek zorundayız.

            BELEDİYELERE NE GİBİ GÖREVLER DÜŞÜYOR

            Dere ağızlarına imar veren belediyeler bir an önce aklını başına almalı ve bu bölgelerde erozyonu önlemek için acilen ağaçlandırma çalışmaları başlatmalı.

            Bina çatılarının ve bahçelerin yağmur ve kar suları, pis su rögarlarına verilmemeli (rögarlara verilen yağmur suları rögarların şişmesine sebep olur, diğer taraftan pis su arıtma maliyetini yükseltir.) yağmursuyu hattına bağlanmalıdır.

            Su geçirimli asfalt uygulamasına geçilmesi için altyapılar yapılmalı, geçirgen asfalt yollardan akan suları park bahçe gibi uygun alanlarda toplanmalı.

            Park bahçe ve büyük sitelerde de yağmur sularının toplanacağı depolar yapılarak, toplanan sularla yeşil alanların ve site bahçelerinin sulama işlemleri yapılmalı böylece israfın önüne geçilmelidir. Mümkün olduğu kadar suyu düştüğü yerde toplamak ve tekrar kullanmak bir başka önceliğimiz olmalıdır.

            ACİLEN YÖNETMELİK ÇIKARILMALI

            Yaşanan felaketlere rağmen maalesef halen sel ve afet yönetmeliği gibi elzem olan bir yönetmelik çıkarılmadı. İlgili bakanlığın acilen bu konuda çalışma başlatması gerekiyor.

            Düşen sular, düştüğü yerde yapılacak kanallarda toplanmalı sünger metodu uygulanmalı.

            Yollar hafif balık sırtı olmalı, kaldırım kenarları yağmur suyu ızgaraları yatay değil, dikey olmalı fakat bisiklet sürücülerine de risk olmayacak şekilde yapılmalı.

            İmar kanununda da su basmanıyla alakalı değişiklikler yapılmalıdır. Hali hazırdaki uygulama yol kırmızı kotu ; Şehrin yüksek kesimlerine de aynı su basman yüksekliği şartı koşulurken, en çukur kesimlerde de aynı su basman ölçüsü şartı konması çok mantıksız bir uygulamadır. Zira şehirlerin çukur bölgelerinde ve dere yataklarında göller oluşurken tepe kısımlarda su birikintisi bile olmamaktadır.  

            İtfaiye ve altyapıya yapılan yatırımlar, maalesef afatlar olmadıkça ihtiyaç hissetmediğimiz gereksiz yatırımlar gibi görünüyor. İtfaiye ve altyapı yatırımlarına belediye bütçelerinden belli oranda pay ayrılması zorunlu hale getirilmeli. (hali hazırda itfaiye ve altyapıya ayrılan yatırım ödeneği belediye başkanlarının vicdanına kalmıştır)  Merkezi idarede ayrılan pay kadar hibe desteği vermeli, verdiği desteği de bu yönde kullanılıp kullanılmadığını mutlaka denetlemelidir. 5393 sayılı belediye kanunu ve 5018 sayılı kamu mali yönetim ve kontrol kanunun da küçük ilavelerle çözüm üretilebilir. Seçimle gelen yerel yöneticiler oy kaybederim korkusuyla hayati önem taşıyan görünmez, hatta yapılırken vatandaşa sıkıntılar veren (toz, toprak, çamur, çukur vb.) altyapı inşasını göz ardı ederek vatandaşın gözüne ve gönlüne hoş görünen faaliyetlerle vakit ve kaynak harcıyorlar.

            Her şehir için bu kadar elzem olan afet önleyici projelere ağırlık verecek idareciler tercih sebebi olmalı diye düşünüyorum. Zira hepimiz olası felaketlerden olumsuz yönde payımızı alıyoruz. Daha 1 Ekim’de yağan yağmur ilimizde açılışları üç-dört yıl önce yapılan çiçeği burnunda ki kamu kurumlarını (kapalı otopark, okulu) hizmet dışı bıraktı.

            Daha fazla göz yaşlarımız sel sularına karışmadan,( kendi oylarımızla Kerbelamıza giden yollara taşları döşemeyelim) kuraklık barajlarımızı kurutmadan, tabiatla kavga etmeden çok geç kaldığımız tedbirleri bir an önce almalıyız.

           

YORUMLAR
Bekir ÇAY 9 ay önce
Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Yerel yönetimler, yönettikleri şehri, en yaşanılabilir şehir haline getirilmelidir.
sanalbasin.com üyesidir