Sivas Kızılırmak Gazetesi |Sivas'ın Birlik Sesi
HV
15 TEMMUZ Pazartesi 11:37

VERİN SİVAS’I BANA

Zeynelhan Sipahi
Zeynelhan Sipahi
Giriş Tarihi : 27-12-2023 09:28

Araştırdığımız, tanıdığımız veya fikirlerimizin önderi olarak kabul ettiğimiz için söylemiyorum, Muhsin Yazıcıoğlu’nun söylediği her sözde (tıpkı tarihe damga vuran bütün liderler gibi) derin bir anlam gizli. Üzerinde biraz beyin fırtınası yapıldığında ne demek istediği daha net bir şekilde ortaya çıkıyor…

Birçok örnek verilebilir buna, ama ben sizlere bu yazıda 22 Mart 2009’da söylediği “Verin Sivas’ı bana, size Türkiye’yi vereyim” sözünden bahsetmek istiyorum.

Muhsin Başkanın, kendisinden önceki liderler gibi dahil olduğu, gerçekleştirmek istediği bir plan vardı. Bu plan, Türklerin dünyaya yavaş yavaş egemen olmaya başladığı zamanlarda ortaya çıkan, Sultan Alparslan’ın, Hoca Ahmet Yesevî’nin, Fatih Sultan Mehmed’in, Enver Paşa’nın ve Mustafa Kemal Atatürk’ün hayallerini süsleyen bir plandı…

Türk Dünyasının birleşmesi, Türkün yeninden dünyaya egemen olarak adaletiyle Aleme nizam getirmesi ülküsü…

Son yüzyıla kadar kılıçla kazanılmaya çalışılan bu ülkü, 20. yüzyılın ortalarında ve nihayet 21. yüzyıl itibariyle kalemle kazanılacak hale geldi…

Ancak mevcut dünya düzeninde bu imkansızdan öteydi. Çünkü Batı bize çoktan fark atmış, her alanda önümüze geçmiş, medeniyetin beşiği (!) haline gelmişti. ABD, Avrupa ile pozitif bilimler alanında rekabet ederek Dünyanın her yerinden bilim insanını bünyesine dahil ederken Türk dünyası bu durumu uzaktan bile seyredemiyordu.

Öyle ki, kendi içindeki sorunlarla uğraşmaktan başını kaldırıp ideallerine yaklaşamıyordu. Her şey kötüye giderken…

İdeallerimizden iyice uzaklaşmışken… Muhsin Yazıcıoğlu çıkageldi. “İhtilafın Rahmetinde Milli Mutabakata Doğru” isminde bir kitap yazdı.

Mikrofizikten uzay çalışmalarına kadar kitabında yer almayan konu yoktu.

Bütün çözüm yolları açıktı aslında. İlkeler 1000 yıldır değişmemişti, yalnızca artık kılıç değil kalem vardı.

Batının gelişmelerini takip edip üzerine koyacak ve kısa süre içerisinde onlarla rekabet edecek duruma gelecektik. Tüm amaç temelde her alanda bilinçli, idealist, mesleğinde yetkin gençler yetiştirerek Türkiye’nin gücünü arttırmaktı.

Bu gençler vatanına, milletine ve dinine sadık olmalıydı.

Özellikle İslam hassasiyeti çok önemliydi, çünkü Allah’tan korkan bir yürek hata yapsa da yanlış yapamazdı…

Türkiye, Önce Türk- İslam dünyası için cazibe merkezi haline gelecek, sonrasında ise diğer ülkeleri kalemle alt edebilecek seviyeye ulaşacaktı.

Ama Muhsin Yazıcıoğlu bunu yapabileceğini kanıtlamalıydı. Bir şekilde Hasan Tahsin’in ilk kurşunu gibi bir atılım yapılmalıydı.

Ve bu yolda tabi ki memleketi Sivas’tan geçiyordu…

2009 yılında Doğan Ürgüp ile inanılmaz bir ivme yakalandı. Belediye bütçesi %100 oranında arttı.

Şehrin her yanına alt ve üst yapı yatırımları getirildi. Kültür merkezleri, sosyal alanlar, bulvarlar, sanatspor faaliyetleri, yeşil alanlar ve şu an yazamayacağım yüzlerce yatırım Sivas’a geldi…

Bisiklet turnuvasıyla spor dünyasına Sivas’ın adı duyuruldu, öyle ki Dünya’da bize en uzak nokta olan Yeni Zelanda’dan bile bisikletçiler gelmişti. Belediyespor her branşta başarılara imza atıyor, büyük liglerde kazanır hale geliyordu.

Sosyal alanlarda da insiyatif alınıyordu.

Şehrin tarihinde kara bir leke olan Madımak Olayı’nın aydınlatılması için dönemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmeler gerçekleştiriliyordu. Sivas daha önce hiç deneyimlemediği tecrübeler yaşıyordu…

Bu şekilde aslında Türkiye’ye filmin fragmanı izletilmiş olundu. Ancak 5 yıl yeterli değildi, çünkü fikr-i ideal 1000 yıldan da uzun süredir kabuğundan çıkmayı bekliyordu…

Görünen o ki, en az 5 yıla daha ihtiyaç var, büyük ideallerin gerçekleşmesinde ilk adımın “tamamlanması” için…

YORUMLAR
sanalbasin.com üyesidir