İdeal Kaç Taksit?
Başlık ile ilgili akademik bir değerlendirme yapmayı düşündüm. Sonrasında sözün ironisi ağır bastı ve çalakalem dökeyim dilimin gönlüme haykırdıklarını dedim...
Denizli'de dillendirildi bu ifade.
Yeni Ufuk Dergisi tarafından düzenlenen Türk Gençliği Panelinde Yazar Sakin Öner, Milliyetçi Hekimler Derneği Başkanı Yavuzhan Baş, İfade Fikir Derneği Başkanı Vasıf İnanç Duygulu güncel meseleleri millî bir bakış ile ele aldılar. Son olarak da irade ve istikamet merkezli konuşmasında "Akademik Araştırma Enstitüsü" Başkanı Osman Kepenek bir Yeşilçam filmimden alıntı yaptı:
1976 yapımı "Öyle Olsun" filminde Tarık Akan, yarışmacı Ayşen Gruda'ya "Hayatta idealiniz var mı?" diye sorar.
Gruda:
" İdealim yok. Televizyonun taksidi bitsin inşallah onu da alacağız." der.
İşte bu sahneye bir nazire ile sordu Sayın Kepenek:
"Peki ideal kaç taksit?"
Sahi idealller de taksit taksit satılık mı oldu bu garip çağda?
Meselâ yeni yeni kurulan partiler; partilerden partilere geçen vekiller, başkanlar...
Durup dinlenme bilmeden istikamet değiştiren düşünceler, görüşler, fikirler...
Dün söylenenlerin bugün inkâr edilmesi, yeni kapılarda yeni söylemlerin dillendirilmesi...
İster istemez "Ya idealleri de taksitlendirmeye kalkan olursa?" sorusunu akla getiriyor.
Ancak ideali taksitlendirme niyeti olan varsa onlar için Denizli'de gördüğüm bir kaç hususu aktarmakta fayda olacaktır.
Hakeza hiç bir Türk milliyetçisi/ülkücü, idealleri pazarlamak isteyene müsade etmez... Nitekim bu meseleyi de fikir ve eylem çerçevesinde defalarca dile getirdik.
Gelelim "Ülküler birer büyüklük davasıdır." diyen mefkûre sahiplerine...
Yer Kırmızı Gök Siyah kitabının imzası için Yeni Ufuk Kitabevine geçtiğimde şöyle bir otuz yıl öncesine gittim. Onlarca genç bir arı kovanında bal yapan arılar gibi vızır vızır çalışıyordu. Yer yer oluşan ayaküstü topluluklarda fikrin temellerini konuşup geleceği ülkü ile şekillendirmenin yollarını anlatıyorlardı. Oturduğum yerden gıpta ile seyrettim ülkenin değişik yerlerinden gelen ülkü sahibi gençleri...
Kitabevinin önünde otururken ömürlerini taksit taksit ülküye adamış Mahmut (İsmet) Yaraş amca, Ötüken yayınlarının kurucusu Ahmet İyioğlu, varlığını bir ülküye adamış olan Ahmet Doğan ağabey, Prof. Dr. Mahmut Sarıkaya Hoca, bir ilim erbabı Sakin Öner Hoca, fikrini kalemiyle inşa etmiş Hasan Kallimci Bey ve niceleri kurulan Ülkü sofrasında engin tecrübeleri ile bir ziyafet çekiyorlardı. Tabi bu arada işin mimarlarından Berkan Sözer Bey ve Uğur Baş Hoca'nın ortaya koyduğu irade ve istikametin yanı sıra Denizlililerin misafirperverliği de cabası...
Nihayet akşam saatlerinde aileler, genç kızlar, erkekler, Türkistan müziği eşliğinde karşıladılar bizleri programn yapılacağı salonun girişinde...
Davranışları, sözleri, özleri, yürekleri Milliyetçi Türkiye ve Turan için çarpan yüzlerce genç, tarifsiz bir coşku içindeydi...
Yüreğim kıpır kıpırdı. Türk milliyetçisi beş yüze yakın genç bozkurt işaretleri ile salona aldılar misafirlerini...
Gençliğimizi feda ettiğimiz ülkümüzün tezahürünü gördüm o gençlerde...
Millî devlet şuuruna sahip Türk milliyetçiliği mücadelesini gördüm o gençlerde...
İlim ve ahlâk sahibi ülkücü bir nesli gördüm o gençlerde...
İşte buradaydılar...
Her biri ülkenin değişik üniversitelerinden gelen beş yüz genç, yıllarca hançeremizi yırtarca haykırdığımız marşları profesyonel bir koro gibi söylüyorlardı.
Hep bir ağızdan "Çankaya Yokuşunda" dediler. "Bozkurtların Başbuğları" diye haykırdılar. "Güzel Tükistan" diye Turan'a uzandılar. Ve finalde Gürcistan Borçalı Türkü Nargile Hanım ile birlikte tek ses, tek yürek olarak "Çırpınırdı Karedeniz" söylediler/söyledik.
Nihayet ertesi gün "Gençlik" panelinde konuşmacıların mesajları kadar bu genç Türk milliyetçilerinin sözleri de umudumuza yeni umutlar ekledi...
Üstelik imza programı başladığında; okuyan, anlayan, yaşayan bu eli öpülesi gençler çoktan kitapları kapışmışlardı bile ...
Evet, bir daha gördüm ki ideallerin taksidi olmaz. Çünkü zamanında canları ile kanları ile borcunu ödeyenlerin; varlığını sürgünlerle, hapislerle, işgencelerle ülküye adayanların izinde yeni ufuklara doğru mefkûreden sapmadan yürüyen bir gençlik var.
Ne söylemek istediğim anlaşılmadıysa Galip Erdem gibi diyeyim ben de:
"Hiç değilse olduğunuz gibi görününüz, bedeva ülkücülükten vazgeçiniz."
