Ulu Türkistan/Doğu Türkistan

29 Oca 2026 - 11:19 YAYINLANMA

İbn-i Haldun’un coğrafyanın insan, kültür ve ekonomi üzerindeki etkilerini ihtiva eden Mukaddime’sinden hareketle (1377) özetie dönüşmüş olan “Coğrafya kaderdir,” sözü Türkistan topraklarıyla ne kadar da örtüşmektedir. Mukaddime, coğrafyanın belirleyici bir etken olduğunu ve insanlığın yaşadığı coğrafyaya göre bir medeniyet inşa ettiğini detaylandırır.

Asırlarca Türk medeniyetine ev sahipliği yapan Çin’in kuzey doğusundan Avrupa’nın ortalarına kadar uzanan geniş alana baktığımızda Türk izlerinin coğrafyada var olmasına rağmen kültürel kodlarının pek çok yerde yok olduğu/yok edildiği gerçeği ile karşılaşıyoruz.

Bu kadar geniş bir kültür coğrafyasında; bugün için hâlâ yaşam izlerine şahit olduğumuz bir kısım Türk topraklarında büyük sıkıntılar yaşanmaktadır.Doğu Türkistan’da yaşananlara baktığımızda insani ve hukuki açıdan Çin’in soykırıma doğru giden uygulamalarına şahit olmaktayız.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan politikaları neticesinde, Uygur Türkleri yaşama, kişinin bedensel ve ruhsal dokunulmazlık hakkı, zorla çalıştırma yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, özel hayata ve aile yaşamına saygı, düşünce ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan hürriyeti gibi insan haklarından tamamen mahrum bırakılmaktadır. Bu politikaların tek bir amacı vardır; o da Doğu Türkistan’dan Türk nüfusunu yok etmektir. 

Aybike Elif Akgün’ün “AYRIMCILIK YASAĞI KAPSAMINDA ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NİN DOĞU TÜRKİSTAN POLİTİKASI” adlı uzun çalışmasının sonuç bölümünde ifade ettiği şu kısım, problemin boyutları adına oldukça çarpıcıdır:

“Bugün Uygur Türkleri sadece Türk ve Müslüman oldukları için toplumun geri kalanından çok daha sınırlı bir hareket alanında yaşamak zorunda bırakılmakta, hayatın her alanında karşılarına engeller çıkarılmakta ve insan haklarından istifade etme çabaları terör eylemi olarak sınıflandırılarak toplama kamplarına gönderilmektedirler. İşletilen her politikanın temelinde Uygur Türklerine yönelik bir soykırım ve asimilasyon amacı güdüldüğü, toplum mühendisliği yapıldığı uluslararası basında da kendisine yer bulmuştur. Asimilasyon ve soykırım uygulamalarının temelinde ayrımcılık yasağının ırk temelli, derin bir ihlalinin yattığı ve başlı başına tüm insan haklarının ihlali sonucu doğurduğu açıktır. Bu haliyle Çin
Halk Cumhuriyeti tarafından Uygur Türkleri üzerinde işletilen politikalar uluslararası hukukun tüm temellerine, başta Çin Halk Cumhuriyeti’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler metinleri olmak üzere insan haklarını konu alan tüm metinlere aykırıdır. Sistematik bir şekilde işletilen asimilasyon politikaları, insan hakları ve ırk temelli ayrımcılık yasağı merkezinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin tüm insanlığa karşı hukuken sorumlu olması sonucunu doğuracaktır.”
Hasılı mesele, Doğu Türkistan -ki orası Ulu Türkistan'ın merkezidir- çığlığın ardında bir çığlık olarak kalmayıp tarihî ve siyasi haklarına kavuşana kadar mücadele edilmelidir.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: