Asgari Ücretliye Fitre Düşüyor!
Ülkemizin bugün en önemli gündemi, her zaman olduğu gibi ekonomidir.
Özellikle ücretli kesimdeki maaş farkları ve gelir dağılımındaki adaletsizlik, insanları artık patlama noktasına getirmiştir.
Geçtiğimiz yıllarda memurlara verilen 8 bin liralık seyyanen zam hâlâ hafızalardadır. O gün bu rakam, en düşük emekli maaşına neredeyse eşitti. Yani bir kesime verilen ek zam, başka bir kesimin bir aylık maaşının tamamından fazlaydı. İşte adaletsizlik tam da burada başladı.
Emekliler ise her geçen yıl azalan bir trendle maaş almaya devam ediyor. Rakamlarla boğulmaya gerek yok; tablo çok açık:
Alt gelir grubunda yer alan emekli ve asgari ücretlilerin yaşam standardı dramatik biçimde düşmüştür.
Bu gerçeği görmek için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ramazan ayı için açıkladığı fitre miktarına bakmak yeterlidir.
Bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı 240 TL olarak belirlenmiştir.
Bir kişi için aylık fitre: 7.200 TL
Dört kişilik bir aile için: 28.800 TL
Yani bu hesaba göre, 4 kişilik bir ailenin yalnızca zorunlu gıda gideri 28.800 TL’dir.
Peki;
Emekli maaşı ne kadar? 20.000 TL
Asgari ücret ne kadar? 28.075 TL
Bu tabloya göre hem emekli hem de asgari ücretli, resmî rakamlarla fakir konumundadır ve bu iki gruba fitre verilebilmektedir.
İşte memleketin asıl ve gerçek gündemi budur.
Sadece zorunlu gıdaya 28.800 TL harcaması gereken bu insanlar; kirayı, faturayı, ulaşımı, giyimi, eğitimi ve diğer temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaktır?
Hal böyleyken, bir evde kadın da erkek gibi çalışmak zorunda bırakılmakta, ardından da bu ailelerden “en az üç çocuk” yapmaları beklenmektedir.
Bu şartlar altında hangi aile birden fazla çocuğun masrafını göze alabilir?
Buyurun, işte size beka sorunu.
Normalde çalışmak istemeyen milyonlarca kadını, geçim kaygısıyla iş hayatına mecbur ettik ve bunun sonucunda güçlü aile yapısını büyük ölçüde kaybettik.
Buradan şu yanlış sonuç çıkarılmasın:
Kadınların çalışma hayatına karşı değiliz. Elbette kadın da çalışabilir ve çalışacaktır.
Ancak mesele şudur:
Sistem, çalışmak istemeyen kadını bile çalışmaya mecbur bırakmıştır.
Bir an önce özellikle emekli maaşları artırılmalı, emekliyi sadakaya muhtaç hâle düşüren bu acziyet ve utançtan bu iktidar kurtulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki;
Yaşlısı huzursuz olan bir toplum, geleceğini sağlam inşa edemez.
İnsanı yaşatmadan devleti yaşatamazsınız; geçinemeyen emeklinin, umutsuz ailenin olduğu yerde ne huzur olur ne de beka.