Bir Marşın Dili, Bir Milletin Hafızası

15 Mar 2026 - 14:45 YAYINLANMA

12 Mart, İstiklal Marşı’mızın kabulünün yıl dönümü ve aynı zamanda onun büyük şairi merhum Mehmet Akif Ersoy’u anma günüdür.

Bu anlamlı günde yurdun dört bir yanında çeşitli programlar düzenlendi, genç nesillere millî hafızamızın en önemli metinlerinden biri olan İstiklal Marşı yeniden hatırlatıldı.

Ancak ne yazık ki bazı meselelerde olduğu gibi bu konuda da meseleyi çarpıtan, bağlamından koparan ve gereksiz tartışmaların fitilini ateşleyen girişimler oldu.

Bunlardan biri de Karaman’da Milli Eğitim Müdürlüğü uhdesinde gerçekleştirilen bir programda çocuklara İstiklal Marşı’nın Arapça okutulması hadisesidir.

Karaman’dan gelen bu görüntüler üzerine yeniden düşünmek zorundayız.

Çocuklara İstiklal Marşı’nın Arapça okutulması meselesi basit bir tartışma değildir. Bu konu milletimizin ortak değerleri ve hassasiyetleriyle doğrudan ilgilidir.

İstiklal Marşı, Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden çıkmış; bu milletin istiklal ruhunu, bağımsızlık iradesini ve var olma mücadelesini anlatan bir millî metindir. O, sadece bir şiir değildir. O, bir milletin hafızasıdır. Bir milletin karakteridir. Bir milletin varoluş iradesinin mısralara dökülmüş hâlidir.

Dünyanın hiçbir yerinde bir milletin millî marşı başka bir dilde okunarak anlamlandırılmaz. Çünkü millî marşlar sadece sözlerden ibaret değildir; onlar milletlerin tarihini, ruhunu ve kimliğini taşır.

Üstelik bu olayın yaşandığı yer de tarihî bakımdan oldukça anlamlıdır. Yüzyıllar önce Karamanoğlu Mehmet Bey Karaman’da yayımladığı meşhur fermanıyla:

“Şimden gerü divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden gayrı dil kullanılmayacaktır.”

diyerek Türkçenin devlet ve toplum hayatındaki yerini açıkça ilan etmiştir.

Hal böyleyken böylesi bir hadisenin özellikle Karaman’da yaşanması üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durumdur. Bunu basit bir tesadüf olarak görmek de, sadece iyi niyetle açıklamak da kolay görünmemektedir.

Elbette burada kimseyi peşinen suçlamak doğru değildir. Ancak şu soruları sormak da hepimizin hakkıdır:

Bu organizasyonu kim planladı?

Nasıl bir düşünceyle böyle bir uygulamaya izin verildi?

Ve en önemlisi, bu durumun doğuracağı toplumsal hassasiyetler hiç mi hesaba katılmadı?

Bu konuda ilgili makamlar tarafından herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılıp başlatılmadığını bilmiyoruz. Fakat böylesine hassas bir meselenin “sıradan bir etkinlik” olarak görülüp geçiştirilmesi de doğru değildir.

Bu meseleye hamasetle değil, aklıselimle yaklaşmak gerekir. Ancak aklıselim de gerçekleri söylemekten kaçınmak değildir.

Hiç kimse kusura bakmasın ama açıkça ifade etmek gerekir ki;

bu milletin marşı Türkçedir ve Türkçe okunur.

Türkçemiz de millî değerlerimiz de bu milletin ortak emanetidir.

O emaneti korumak ise yalnızca kurumların değil, bu ülkeye gönül veren herkesin sorumluluğudur.

Unutulmamalıdır ki “Dilini Kaybeden Millet, Hafızasını Kaybeder”.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: