SEDAT PEKER"E EMANET EDİLEN HAYATLAR

18 Oca 2026 - 19:48 YAYINLANMA

Sanal kumar, son dönemde artık münferit bir bağımlılık olmaktan çıkmış, toplumsal bir yara hâline gelmiştir. Son bir ayda ona yakın gencin intiharına sebep olduğu iddiaları, meselenin ne kadar yakıcı bir noktaya geldiğini göstermektedir. Yıkılan yuvalar, dağılan aileler, çarpık ilişkiler ve şiddet haberleri neredeyse her gün kamuoyunun karşısına çıkmaktadır.

Terör gazisi Ferdi Çatal ve Uzman Çavuş Enes Kuş, bu karanlık tablonun son örneklerinden yalnızca ikisidir. Bu isimlerin özellikle bireysel olarak anılması önemlidir; zira mesele herhangi bir kurumu ya da yapıyı zan altında bırakmak değil, sistemin kıyısında kalmış insan hikâyelerini doğru okumaktır.

Asıl üzerinde durulması gereken nokta ise şudur:

Hayatına son veren bazı insanların, geride bıraktıkları ailelerini ve borç yükünü son umut olarak Sedat Peker’e emanet etmeleri.

Bu tablo bir yüceltme değil, bir toplumsal alarmdır.

Bu durum, devletimizi hedef alan bir eleştiri değil; bilakis devletin ilgili kurumlarının daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha erken refleks göstermesi gerektiğini işaret eden sosyolojik bir uyarıdır. İnsanların çaresizlik anında başka adresler araması, iyi okunması gereken bir gerçektir.

Sanal kumar bir oyun değildir. Uzmanlara göre, uyuşturucu bağımlılığından dahi daha yıkıcıdır; çünkü her an erişilebilir, her evin içindedir. Özellikle ailesi olmayan, yalnız yaşayan bireylerde bu bağımlılığın çok daha hızlı ve derin yayıldığı ifade edilmektedir. İntihar edenlerin ortak paydası ise; kredi kartı borçları, geçim sıkıntısı ve çocuklarına iyi bir gelecek sunamama kaygısıdır.

Daha da vahimi; çocukların internet ve sosyal medyada oynadığı bazı oyunlarda verilen küçük ödüllerle, sanal kumarın bilinçaltına çok erken yaşlarda işlendiği yönündeki uzman uyarılarıdır. Bu durum, meselenin yalnızca bugünü değil, yarını da tehdit ettiğini açıkça göstermektedir.

Devlet, bu tür tehditlerle mücadele etme kudretine ve iradesine sahiptir. Ancak bu iradenin; görmezden gelerek değil, zamanında, kararlı ve bütüncül eylem planlarıyla sahaya yansıması zorunludur.

Çünkü sahipsiz bırakılan her hayat, hepimizin ortak meselesidir.

Ve bu mesele, ertelenecek değil; müdahale edilecek bir meseledir.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: