Reise...
Bugün şehadetinin üzerinden tam 17 yıl geçti.
Hiçbir şey yapamadık.
Bir akraban olarak utanıyorum.
Hem de öyle böyle değil…
İnsan kendinden utanır mı?
Ben utanıyorum.
Ne yazayım diye düşündükçe içim sıkışıyor.
Çünkü ortada yazılacak bir başarı yok…
Sadece suskunluk, sadece sahte sadakat var.
Sen yaşarken…
Seni adam yerine koymayanlar vardı.
“Senden muhtar bile olmaz” diyenler…
“İyi insan ama lider değil” diye küçümseyenler…
“Ülke yönetemez” diye akıl verenler…
Yetmedi…
İftira attılar.
“Turgut Özal’dan para aldı” dediler.
“MHP’yi bölmek için geldi” dediler.
Sen yaşarken adını ağzına almayanlar…
Öldüğünde tek kelime etmeyenler…
Ama bugün…
Senin “it” dediğine “önder” diyenlerin bile
Senin kabrine gelip poz verdiğini görüyoruz.
Sana “FETÖ’cü” diyenler…
“Sana bu kurdurdu, şu yönlendirdi” diye yemin edenler…
Senin hayatında yeri olmayan,
Hatta senin mücadele ettiğin yapıları
Bugün senin omzuna yüklemeye çalışanlar…
Şehadetinden sonra…
Devletin en tepesinden en altına kadar
Namus ve şeref üzerine yeminler edildi:
“Katilleri bulacağız” dediler.
17 yıl geçti.
O yeminlerin hepsi…
Havada kaldı.
Ne katil bulundu,
Ne hesap soruldu,
Ne de gerçekten isteyen oldu.
Ama başka şeyler oldu…
Senin üzerinden makam dağıtıldı.
Senin üzerinden ticaret yapıldı.
Senin isminle akrabalık icat edildi.
Ve en acısı…
Senin üzerinden siyaset yapıldı.
Bugün bakıyorum…
Dün seni yok sayanlar,
Bugün seninle yaşamış gibi konuşuyor.
Dün sana iftira atanlar,
Bugün senin mirasçın kesilmiş.
Dün seni yalnız bırakanlar,
Bugün senin yasını tutma yarışında.
İşte buna tahammül edemiyorum.
Ve ben…
Bütün bunları gördükçe
Kendimden bir kez daha utanıyorum.
Meğer bu ülkede…
Ölülerin itibarı,
Dirilerin namusundan daha değerliymiş.
Kalın sağlıcakla
25 Mart 2026 Köln