Tilki, Kümes ve İhanet
Yılbaşından hemen sonra,
hiçbir toplumsal mutabakat olmadan,
tek bir kişinin imzasıyla
1,4 milyar Çin vatandaşına vize serbestliği tanındı.
Bu bir göç politikası değildir.
Bu, devlet aklının tasfiyesidir.
Avrupa’nın korkulu rüyası olan Çin’e sınırların açılması ne demektir?
Türkiye’de hâlihazırda 13–15 milyon mülteci varken,
buna milyonlarca Çinlinin eklenmesi ne anlama gelir?
Çin milyonlarca Türk soydaşlarımızı asimile ederken, kendine yeni yaşam alanları açmaya çalışırken biz ne yapmaya çalışıyoruz.
Bu bir ihtimal değildir;
bu, stratejik bir yıkım senaryosudur.
Angela Merkel yıllar önce açıkça uyarmıştı:
“Dua edin Çinliler et yemeye başlamadı.”
Bu söz bir şaka değildir.
Bu, nüfus ve kaynak gerçeğinin çıplak ifadesidir.
Tarih ortadadır.
O topraklar bizi hiçbir zaman doyurmadı.
Milletimizi koruyamadık.
Çin sarayını boşuna basmadık;
aksine parçalandık, sürüldük, dağıldık.
Hitler’in Polonya’yı işgali de kendi aklınca “nedensiz” değildi.
Alman milleti için Lebensraum — yaşam alanı — açtığını iddia ediyordu.
Yani mesele ahlâk değil, çıkar ve alan meselesiydi.
Ve şimdi…
aynı hatayı yeniden yapıyoruz.
Üstelik bu kez gafletle değil,
bilinçli bir teslimiyetle.
Durumu daha iyi anlatmak için,
çoğumuzun bildiği bir hikâyeyle izah edelim:
Bir kümes vardır.
İçinde aç tavuklar, toy horozlar
ve başlarında yaşlı ama tecrübeli bir horoz.
Dışarıda ise sabırla bekleyen bir tilki vardır.
Yaşlı horoz kapıyı kapalı tutar.
Çünkü bilir:
Kapı bir kez açılırsa, bir daha kapanmaz.
Tavuklar açtır.
Ama yaşlı horoz onlara ölmeyecek kadar yem verir.
Güçlenmelerine izin vermez,
ama hayatta tutar.
Tilki yaşlı horozu aşamaz.
Bu yüzden delik açar.
Genç ve toy bir horoza mısır verir.
Sonra biraz daha…
sonra fazlasını…
Genç horoz mısırı dağıtmaya başlar.
Kümes içinde yeni bir düzen kurulur.
Yaşlı horoz “baskıcı”,
genç horoz “özgürlükçü” ilan edilir.
Tilki bu sırada sadece izler.
Sonra mısırı kapının önüne bırakır:
“Korkmayın,” der.
“Bakın, hiçbir şey olmuyor.”
Önce kafalar uzatılır.
Sonra ayaklar dışarı çıkar.
Her seferinde geri dönülür.
Korku azalır,
rehavet artar.
En sonunda mısır mağaraya kadar dökülür.
Tavuklar artık korkmaz.
Çünkü korkmayı unutmuşlardır.
Hepsi içeri girdiğinde…
kapı kapanır.
İşte gelişmekte olan ülkeler
böyle yönetilir.
Şimdi soru şudur:
Kümes neresi?
Yaşlı horoz kim?
Genç horoz kim?
Ve elbette… tilki kim?
Bu bir masal değildir.
Amerika’da askerî okullarda
yönetim ve işgal tekniği olarak okutulur.
Dün Venezuela’da olan,
bugün başka ülkelerde yaşanan,
yarın başkalarının başına gelecek olan budur.
Rusya’nın Kırım’da ve Ukrayna’da yaptığı,
Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı
ve zamanı geldiğinde Tayvan’da yapacağı da aynıdır.
Tilki sabırlıdır.
Kümese bir anda girmez.
Önce mısır verir,
sonra aç bırakır.
Sonra aklı satın alır.
En sonunda kapıyı kapatır.
Bu bir masal değildir.
Bu bir komplo teorisi hiç değildir.
Bu, bir yönetim tekniğidir.