BİR TEST KİTİ BİR NESLİ KURTARABİLİR Mİ? BELKİ DE KURTULUŞ TAM DA ORADA BAŞLIYOR...
Türkiye uzun yıllar boyunca uyuşturucu trafiğinde yalnızca bir geçiş güzergâhıydı. Bugün tablo değişti. Artık sadece üzerinden geçilen değil, doğrudan hedef alınan bir pazarız. Uyuşturucu kullanma yaşı ortaokul seviyesine kadar düştü. Bu durum yalnızca ailelerin değil, devletin, okulların, sokakların, kısacası toplumun tamamının sorunudur. Her geçen gün “abartılıyor” diyerek zaman kaybediyor ve zaman kaybettikçe evlat kaybediyoruz.
Prof. Dr. Arif Verimli’nin “12 yaş üstü herkese uyuşturucu testi yapılsın” önerisi bir tartışma değil, uyarıdır. Test tek başına çözüm olmayabilir, fakat saklanan gerçeği görünür kılar. Kim risk altında, kim korunmaya muhtaç, kim desteğe ihtiyaç duyuyor; önce bunu bilmek gerekir. Test, yalnızca maddeyi ölçmez; bir aileyi, bir mahalleyi, hatta bir nesli yeniden hayata döndürme imkânını gösterir.
Dünya bu konuda ağır bedeller ödedi. Çin, 20. yüzyılın başlarında afyon krizinin pençesinde çöküş yaşadı; yalnızca bedenler değil, umutlar ve gelecekler de yok oldu.Uyuşturucu o kadar yaygınlaşmıştı ki insanlar çalışmadıkları için gıda kıtlığı yaşadılar.Bugün Amerika’nın bazı şehirlerinde sentetik maddeler yüzünden sokaklarda zombi gibi zihni kapanmış, ruhu kaybolmuş insanlar dolaşıyor. Uyuşturucunun bir toplumu nasıl sessizce içten içe kemirdiğini görmek için uzaklara bakmaya gerek yok; tarihin ve günümüzün örnekleri ortada.
Türkiye’nin bu felaketin önüne geçebilmesi için aynı anda hem caydırıcı hem önleyici, hem de sahada uygulanabilir adımları acilen atması gerekiyor. Uyuşturucu ticaretiyle elde edilen mal varlığına el konulması, bu maddelerin ticaretinden kazanılan finansal cazibeyi kırar. Okullarda zorunlu ve sistemli eğitim programları, gençlere bu tehlikenin sonuçlarını erken yaşta öğretir. Polis ve jandarmanın sahada hızlı test kitleri kullanabilmesi, denetim ve caydırıcılığı artırır. En önemlisi, 12 yaş üstü herkese düzenli test uygulanması, hem riskleri tespit eder hem toplumsal farkındalık yaratır. Ardından tedavi ve takip mekanizmalarının devreye girmesi, bağımlılığın kader olmadığını kanıtlar.
Bu adımların her biri, bağımlılığın yalnızca cezayla değil, eğitim, takip ve yüzleşmeyle durdurmanın adımları olacaktır.Testten korkmak aslında testten değil, bunun göstereceği tablodan korkmaktır. Fakat korkuya rağmen adım atmak zorundayız. Çünkü bağımlılık bir çocuğun, bir gencin, bir ailenin, bir mahallenin ve en sonunda bir ülkenin çöküşüne dönüşebilir.
Emniyet kaynaklarının verilerine göre 2025 yılında ülkemizde uyuşturucu kullanan kişi sayısı 15 milyona yaklaşmış ve daha da kötüsü, kullanım yaşı 12 ye kadar düşmüştür.
Sonuçta umut hâlâ elimizde. Bugün bir test odasında gözyaşı döken aile, yarın çocuğunun mezuniyetinde alkış tutabilir. Bugün kayboldu sandığımız gençler, yarın meslek edinebilir, sahneye çıkabilir, hayat kurabilir. Bağımlılık geri dönüşü imkânsız bir yol değildir; yeter ki toplumsal olarak el uzatmayı bilinçli bir sistem haline getirebilelim. Test, bir suçlama değil, geri dönüş çağrısıdır. Ve bazıları o çağrıyı duyduğunda gerçekten dönme şansı yakalayabilir.
Bir ülke çocuklarının karanlıktan dönüşünü gördüğü gün yeniden doğar. Türkiye’nin o günü görebilmesi için hem cesarete hem de gerçeği olduğu gibi görmeye ihtiyacı var. Belki de kurtuluş, düşündüğümüzden daha küçük bir adımla başlar. Bir test kitiyle...