Ergenekon’dan Bugüne: Nevruz

21 Mar 2026 - 12:02 YAYINLANMA

Bazı günler vardır…
Takvimde sadece bir tarih gibi görünür ama aslında bir milletin kaderini taşır.
Nevruz, işte böyle bir gündür.
Bu, bir mevsim değişimi değildir.
Bu, bir diriliştir.
Bir çıkıştır.
Bir milletin “bitti” denilen yerden yeniden ayağa kalktığı gündür.
Ergenekon…
Sıkışmışlık değil sadece.
Bir sınavdır.
Yolların kapandığı, umutların tükendiği,
teslimiyetin en kolay seçenek hâline geldiği bir anda,
bir milletin teslim olmayı reddedişidir.
Türk, orada beklemedi.
Ateşi yaktı.
Demiri eritti.
Ve kendine bir yol açtı.
İşte Nevruz, o iradenin adıdır.
Bu yüzden Ergenekon bir efsane değildir.
Bir milletin karakteridir.
Kapana kısıldığında susmamak,
yol bulamadığında yol açmak,
yenildiğinde bile yeniden ayağa kalkmaktır.
Ama bugün…
Tarih sadece geçmişi anlatmaz.
Aynı zamanda bugünü de uyarır.
Türk dünyasının çevresi yeniden bir ateş çemberiyle sarılmış durumda.
Orta Doğu’da İran merkezli savaşın büyüme ihtimalleri…
Suriye'deki gerilimin genişleme riski…
Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri, sistematik şekilde kimliklerinden koparılmaya çalışılıyor.
Kafkaslar’da baskı bitmedi, sadece şekil değiştirdi. Rusya hala baskın politikasını sürdürüyor. 
Balkanlar’da Türkler, yakın geçmişte sözde demokrasi abidesi AB nin gözü önünde soykırıma uğradı. 
Bugün ise sessiz ama derin bir var olma mücadelesi veriyor.
Ve biz…
Kendi içimizde,
ekonomik zorluklarla,
gelecek kaygısıyla,
kimlik tartışmalarıyla kendi içimizde yıllardır mücadele ediyoruz. 
Ben bunu sadece okumadım…
Gittim, gördüm.
Türklerin yaşadığı coğrafyada birçok ülke gezdim.
Özbekistan’da bir köyde,
henüz 8 yaşında bir çocuğa “Turan”ı sorduğumda gözlerinin içinin parladığını gördüm. 
Türkmenistan’da,
80 yaşında bir nine,
elleriyle bize ekmek yaparken
sohbet Turan’a gelince…
Gözleri dolduğuna şahit oldum.
İşte o an anladım:
Bu bir fikir değil…
Bu bir proje değil…
Bu bir aşk.
Ama acı olan şu ki…
Bu aşk,
bizden uzakta yani Turkiye dışındaki Türk coğrafyasında daha canlı.
Ve ne yazık ki,
Türkiye’de belli bir kesim dışında
bu bilinç yeterince güçlü değil.Anlamı yeterince bilinmiyor.
İşte tam da bu yüzden…
Bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var:
Ergenekon’dan çıkış ruhuna.
Çünkü mesele sadece geçmişi hatırlamak değil. 
Mesele, o ruhu yeniden ayağa kaldırabilmek. 
Bir millet,
tarih sahnesinde tesadüfen büyük olmaz.
Türk milleti…
Binlerce yıl dünyaya yön vermiş,
çağ açıp çağ kapatmış,
kıtaların kaderini değiştirmiş bir millettir.
Bu bir tesadüf değildir.
Bu, birikimin, karakterin ve ruhun sonucudur.
Ve o ruh…
Hâlâ bu milletin genlerinde var. 
Ama ne yazık ki bir gerçek daha var:
Tarih, boşluk kabul etmez.
Eğer bir millet kendi misyonunu terk ederse,
o yeri başkaları doldurur.
Eğer bir millet karar vermezse,
onun adına başkaları karar verir.
İşte bu yüzden…
Türk dünyasının yeniden ayağa kalkması,
sadece bir ideal değil,
bir zorunluluktur.
Ve bu zorunluluğun adı bellidir:
Turan. 
Turan Birliği.. 
Bir hayal değildir.
Bir yön duygusudur.
Aynı dili konuşanların, hangi dinden yada inançtan olursa olsun aynı tarihi paylaşanların,
aynı acıyı hissedenlerin birbirini unutmamasıdır.
Sınırların ötesinde bir bilinçtir.
Birliktir.
Güçtür.
Eğer yeniden söz sahibi olmak istiyorsak…
Eğer yeniden tarih yazmak istiyorsak…
Artık seyirci olamayız.
Artık izleyen değil,
karar veren olmak zorundayız.
Ve bunun yolu…
Parçalanmak değil, birleşmektir.
Çünkü bu millet,
en karanlık anlarda bile
kendi yolunu ateşle açmayı bilen bir millettir.
Ve vakti geldiğinde…
Yine yapar.
Son söz…
Bugün Nevruz.
Bir milletin yeniden doğduğu gün.
Küllerinden kalktığı, yolunu ateşle açtığı gün…
Ve her Nevruz bana şunu hatırlatır:
Yıllar önce, bu anlamlı günle kesişen bir başka başlangıcı…
Oğlum…
Sen bu dünyaya,
bir milletin yeniden doğuşunu simgeleyen bir günde geldin.
Bu bir tesadüf mü…
Yoksa bir kader mi…
Bunu bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Bazı doğuşlar sıradan değildir.
Adının büyüklüğünü hatırla…
Taşıdığın anlamın farkında ol…
Ve o anlama yakışır şekilde yaşa.
Aldığın her nefes, sadece kendin için olmasın.
Bir gün sen ve senin gibi gençler,
yalnızca kendileri için değil,
milletleri için nefes almaya başladığında…
İşte o gün,
bu millet yeniden tarih sahnesine çıkacaktır.
İyi ki doğdun oğlum…
İyi ki varsın Oğuzhan.
Tüm benliğimle inanıyorum;
Bazı doğuşlar… bir tarihle değil, bir anlamla başlar.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: