EMEK UCUZ! YEMEK PAHALI!

28 Oca 2026 - 19:38 YAYINLANMA

 Son günlerde daha da bozulan gelir dağılımı bizim gibi sanayi devrimini tam olarak tamamlamamış ve halen yarı feodal bağları bulunan toplumların tipik ve dramatik bir sorundur. Tabi bu bir kader mi? yoksa halkı yönetenlerin ülkenin gelirini kimlerden yana kullanmasıyla ilgilimindir? Bu sorunun cevabını ideolojik körlük ve Siyasal İslam bakışından uzak her insanın kolayca yanıtlayacağı bir cevabı mutlaka vardır.

 Ancak Ülkemiz de Kurtuluş Savaşı’ndan sonra değişen rejimi hazmedemeyen önemli bir kitle bulunmaktadır. Bu kitle din adına hareket ettiğini düşünerek emperyalist güçler ile işbirliğine girerek Osmanlı İmparatorluğu’nu işgal eden kuvvetlerden medet umar hale gelmişlerdi. Bu durumdan faydalanan dış güçler yeni Cumhuriyet rejimine karşı hem yönetim hem de finans anlamında destek çıkarak bu eğilimde olan tarikatları ve siyasi partileri önemli bir güç haline getirildiler.

 Hal böyle olunca özellikle Siyasal İslamcılık ve kullanılan Milliyetçilik ile harmanlanınca insanlarımız doğal olarak milli ve manevi değerlerini ancak bu yapılar yönetimde olur ve onların söyledikleriyle hem dinimize hem de bayrağımıza sahip çıkılır anlayışı uzunca bir süredir kabul görüyordu. Fakat iktidarda uzunca bir süredir bulunan bu anlayış geçmiş dönemlerin mirasını zaman içinde yiyerek kaynakları tükettiler. Türk halkı geçmişte belli bir ekonomik varlığı olan ve aldığı maaş ile hayatını bir nebze de mevcut koşullara göre daha iyi idame ettirebiliyordu.

 Gelinen bu noktada özellikle ‘’Tek Adam’’ dediğimiz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yavaş yavaş erimeye ve son günlerde artık açlık sınırının altında bir ücrete insanlarımızı mahkûm etmiştir. Yaşanan bu sürecin buraya evirilmesi özellikle Müslüman insan çalmaz, anlı secdeye değen insandan zarar gelmez, adil olur düşüncesi önemli bir etken olmuştur.

  Öte yandan APO’ya önce’’ Bebek Katili, Bölücü Başı’’ dedikten sonra ‘’kurucu önder’’ olarak ilan edilmesi milli ve manevi değerlerden toplumun soğumasına yol açmıştır. Bu süreçler böyle geçerken her şeyi kullanıp emperyalizmin kucağına düşen iktidarların ülkemize bıraktığı enkaz ise: Önce üretimden kopartılmış bir toplum. Daha sonra ürettiğini ithal eden bir ülke. Bunun sonucu olarak genç işsizlik, üniversiteden mezun olan gençlerin market ve kafeteryalarda bile iş bulmakta zorlandığı bir işsiz gençlik kesimi ortaya çıkıvermiştir.

  Genç işsizliğin yanına birde yılın on iki ayı üreten çiftçilerin yeterince desteklenmemesi neticesiyle artan maliyetlerden dolayı üreticinin emeğinin karşılığını alamıyor olması. Tarımdan ucuz emek yüzünden çekilmek zorunda kalan üreticinin boşluğunu ithalat ile kapatmaya çalışıldı. Buna rağmen soframıza gelen ürünler ucuzlamak yerine daha da pahalandı.

  Kısaca özetlersek ülkemizde yoksulluğa, yolsuzluğa ve yasaklara karşı olarak iktidar olanlar ülkeye ‘’adil düzen’’ diyerek yola çıkanlar önce gelir dağılımını bozarak yoksuldan alıp zengine vermeyi bir sistem haline getirmiş; önce emeği, sonrada emekçiyi değersiz hale getirerek EMEK UCUZ,YEMEK PAHALI hale gelmiştir.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: