TARIMSAL DESTEKLER, ÇİFTÇİ’NİN ELİNE GEÇMEDEN ERİDİ!!!
Devletin tarımsal üretimi veya üreticiyi koruma amacıyla yaptığı müdahaleler tarımsal destekleme olarak adlandırılır. Destekleme politikaları devletin tarıma yönelik korumacılık politikasının önemli bir bölümünü oluşturur, korumacılık daha geniş bir anlam taşır. Sözlük anlamına baktığımızda gerçekten yerinde bir ifade olduğu ve olması gereken bir yardım. Ne yazık ki her çıkarılan yasa yazdığı gibi uygulanmıyor yâda uygulatılmıyor.
Bunun sonuçları ise özellikle tarımda sürekli bir gerileme; fiyat artışı, köyden kente göç, ürünlerin pahalı olması, sağlık açısından daha sakıncalı hale gelmesi gibi birçok olumsuzluklara yol açıyor.
Ülkemiz 12 ay üretim yapan ve farklı tarımsal ürünlerin üretildiği üç tarafı denizlerle çevrili dört mevsimi yaşayan bir konumda iken son yıllarda kötüleşen ekonomi politikalarının yansıması ve ithalat ile bazı şeyleri çözmeyi düşünen ama iflas eden bir modelle yürümektedir. Bu yanlış ekonomik politikanın olumsuz yansımasına en çarpıcı örnek ise tarım sektöründeki desteklemelerin nasıl ve ne zaman verildiğine bakmak yeterli olacaktır.
Yıllara göre verilen desteklemelere bakıldığında her destekleme modeli sonrası bir dönüş, yeni bir modele geçiş ve bu model sonrası üreticinin ne kadar desteklendiğine göz attığımızda maalesef üretici maliyetlerini karışmaktan çok uzakta ve zamanında verilmediğini görmekteyiz. Bunun en somut örneği ise 2026 yılı şubat ayının sonunda ödenecek destek ödemeleri çarpıcı bir örnektir. Bu destek ödemesi açıklandığında mazot fiyatı yaklaşık olarak 40 tl civarında idi. Buğun ise 60 tl civarında bir fiyatla satılan mazotun litre fiyatında yaklaşık olarak % 50 civarında bir fark olduğunu düşünürsek. Verilen desteklerin nasıl eridiğini mazot fiyatları üzerinden erişebiliriz.
Diğer bir örnek ise gübre fiyatlarında göze çarpmaktadır. Sezonda ton’u 20-22 bin lira olan üre gübresi bugün itibarıyla ton’u 27-28 bin lira olarak satılmaktadır.
Tarımsal üretimde en çok yer tutan bu iki girdi maddesinin artış oranlarına bakıldığında aslında üreticin korunup korunmadığını görmekle beraber sattığı ürünlerinde hem maliyetlerini hem de enflasyon oranından daha da aşağıya bir parayla satıldığını bunun neticesinde üreticinin sürekli zarar ettiğini görmekteyiz.
Oysaki destekler yılda iki defada olmak üzere üretici tarlaya gitmeden bir ay önceden o günkü girdi (mazot, gübre ve tohum) maliyetleri göz önüne alınarak yapılmış olsa üretici üretimini daha rahat sağlayacak hem de gıda enflasyonu ve ithalat baskısından önemli ölçüde kurtaracaktır.
Maalesef yukarda bahsettiğimiz şekilde bir destekleme yapılmadığı takdirde, bu şekilde verilen desteklerin nasıl eridiğini ve bunun sonucu olarak üretimin gittikçe düştüğünü ve ithalata bağlı destek yerine ithalat ile fiyatları terbiye modelinin hiçbir fayda sağlamadığını üzülerek görmekteyiz.