Kıskançlık Hainliği Doğurur
İnsan ruhunun en karanlık köşelerinden biri kıskançlıktır. Sessizce büyür, fark edilmeden derinleşir ve zamanla insanın içini kemiren bir duyguya dönüşür. Başlangıçta masum bir karşılaştırma gibi görünen bu his ne yazık ki kontrol edilmediğinde bambaşka bir hâl alır: Güvensizlik, öfke ve en sonunda ihanete kadar uzanan bir yol haline gelir.
Kıskançlık çoğu zaman insanın kendisiyle olan mücadelesidir. Başkasında gördüğü başarıyı, mutluluğu ya da huzuru kendinde bulamayan kişi, bunu kabullenmek yerine içten içe bir kırgınlık, hırs hatta nefret olarak geliştirir. Bu durum zamanla yerini ruhsal ve bedenen rahatsızlığa, ardından da gizli bir düşmanlığa bırakır. Çünkü kıskançlık, insanı başkasının iyiliğinden huzursuz, rahatsız olan birine dönüştürür.
O noktadan sonra sınırlar yavaş yavaş silinmeye başlar. Önce küçük sözler, ardından imalar, sonra da daha büyük davranışlar… İnsan, kendini haklı görmeye başladığında ise yaptığı şeyin yanlış olduğunu bile fark etmez. Kendinde hak görürü. İşte tam burada kıskançlık, hainliğe kapı aralar. Çünkü ihanet, çoğu zaman bir anda değil; biriken duyguların sonucu olarak ortaya çıkar.
Hainlik dediğimiz şey, sadece büyük ve açık ihanetler değildir. Bazen bir dostun arkasından konuşmak, bazen birinin başarısını gölgelemeye çalışmak, bazen de fırsatını bulduğunda onu yalnız bırakmak… Bunların hepsi küçük ama derin kırılmalardır. Ve çoğunun temelinde kıskançlık diğer bir adı da çekememezlik yatar.
En acı olan ise şudur: İnsan çoğu zaman zarar verdiği kişinin değil, aslında kendi iç dünyasının esiri olur. Kıskançlık büyüdükçe insan küçülür. Başkasının ışığını söndürmeye çalışırken kendi karanlığında kaybolur. Ve sonunda geriye güvenini yitirmiş ilişkiler, kırılmış, kopmuş bağlar ve yalnızlık kalır.
Oysa kıskançlık, doğru yönetildiğinde insanı geliştirebilecek bir duygudur. Başkasının başarısını kıskanmak yerine ondan ilham almak, kendini geliştirmek için bir fırsata dönüştürmek mümkündür. Çünkü her insanın yolu farklıdır ve başkasının sahip olduğu şey, senin eksikliğin değil; sadece farklılığındır.
Sonuç olarak kıskançlık, kontrol edilmediğinde insanı kendi değerlerinden uzaklaştırır ve onu farkında bile olmadan hainliğe sürükleyebilir. Ama aynı duygu, farkındalıkla ele alındığında bir dönüşümün de başlangıcı olabilir. Önemli olan, o duygunun seni yönetmesine izin vermek değil; onu anlayıp yön verebilmektir.
Unutulmamalıdır ki, gerçek güç başkasını aşağı çekmekte değil, kendini yukarı taşımaktadır. Çünkü insan, başkalarının kaybetmesiyle değil; kendi içindeki karanlığı yenmesiyle kazanır.