MESELE BU...

02 Tem 2026 - 22:41 YAYINLANMA

İşe girmeden önce verilen sözler ne kadar büyük olur…

"Yeter ki bir iş olsun; gerekirse 24 saat en ağır işi yaparım." denir.

Ne var ki, işe başladıktan sonra bazı anlayışlar değişmeye başlar. Hizmet etme gayesi yerini makam hesabına, fedakârlık ise konfor arayışına bırakır. Oysa çalışma hayatı; sorumluluk, emanet bilinci ve alın teri üzerine kuruludur.

Hepimizin kendisine sorması gereken önemli bir soru vardır:

Evimize götürdüğümüz ekmek gerçekten helal mi?

Bir başkasının malını izinsiz almak nasıl hırsızlıksa; mesai saatini verimsiz geçirmek, işi bilerek yavaşlatmak, görevini ihmal etmek ve çalışmadan ücret almak da emek ve kul hakkı açısından ciddi bir vicdan muhasebesini gerektirir.

Hak, sadece çalışan için değil; işveren, devlet ve millet için de korunması gereken kutsal bir değerdir. Çünkü emanet edilen her görev, hakkıyla yerine getirilmeyi bekler.

Hiçbir mazeret; akrabalık, siyasi görüş, makam yakınlığı veya kişisel ilişki, görev ihmâlini meşru kılamaz. Adalet ve ahlak, kişilere göre değil; vicdana ve hukuka göre ölçülür.

Asıl olan; verilen görevi en iyi şekilde yapmak, mesaiyi hakkıyla değerlendirmek ve alın terinin bereketini korumaktır.

Akşam aile soframıza oturduğumuzda gönül huzuruyla;

"Allah'ım sana hamdolsun. Bugün çocuklarıma helal lokma götürdüm."

diyebiliyorsak, işte gerçek kazanç budur.

Makamlar gelip geçer. Geriye kalan ise dürüstlük, helal kazanç, kul hakkına riayet ve temiz bir vicdandır.

Mesele tam da budur.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: