Kime, Neye Göre Mevki, Makam, Siyaset?

15 Mar 2026 - 00:45 YAYINLANMA

Kime, Neye Göre Siyaset?

Siyaset; makamların, unvanların ya da kişisel hesapların yarıştığı bir alan mıdır? Yoksa bir davanın, bir idealin ve topluma hizmet etme sorumluluğunun omuzlandığı ağır bir emanet midir? Bu sorunun cevabı, aslında siyaset yapan herkesin önce kendi vicdanında vermesi gereken bir cevaptır.

Bugün çoğu zaman siyasetin özünden uzaklaşıldığını, şahsi egoların, küçük hesapların ve menfaat kavgalarının davaların önüne geçtiğini üzülerek görüyoruz. Oysa siyaset; kişisel ihtirasların değil, büyük ideallerin taşıyıcısı olmalıdır. Bir makam için değil, bir dava için yürüyenler tarih boyunca iz bırakmış; menfaat için yürüyenler ise zamanın tozlu sayfalarında kaybolup gitmiştir.

İnsan unutmamalıdır ki hayat geçicidir. Kur’an-ı Kerim’de “Her nefis ölümü tadacaktır” buyurulurken, bize hatırlatılan en temel hakikatlerden biri de budur. Bu dünyada sahip olduğumuz makamlar, unvanlar, alkışlar ve tartışmalar günün birinde sona erecektir. Egolarımız da, tartışmalarımız da, hatta bu bedenimiz de bir gün toprak olacaktır. Ölüm, hepimiz için mutlak ve kaçınılmaz bir sondur.

O halde geriye ne kalacaktır?

İşte asıl mesele de budur. Geride bırakacağımız şey; kırdığımız gönüller mi olacak, yoksa yaptığımız hizmetler ve bıraktığımız güzel hatıralar mı?

Bizim inancımızda siyaset, sadece bir yönetim meselesi değildir. Aynı zamanda bir ahlak ve sorumluluk meselesidir. Gayemiz; baki olan Yüce Allah’ın emrine tabi olmak, adalet ve hakikat üzere bir düzeni yaşamak ve yaşatmaktır. Tarih boyunca “Nizam-ı Âlem” anlayışıyla yürüyenler, bu dünyayı bir imtihan ve sorumluluk alanı olarak görmüşlerdir.

Elbette herkesin doğrusu, bakış açısı ve yorumu farklı olabilir. Benim doğru dediğime bir başkası yanlış diyebilir. Senin yanlış dediğine bir başkası doğru diyebilir. Bu, hayatın ve düşünce dünyasının doğal bir sonucudur. Fakat farklı düşünmek; birbirimizi kırmayı, ötekileştirmeyi ya da etiketlemeyi asla meşru kılmaz.

Çünkü gün gelir, tartıştığımız bütün meseleler geride kalır. Ama insanın hatırında kalan şey; bir söz, bir tebessüm ya da bir kırgınlık olur.

Bu yüzden siyaset yaparken belki de kendimize şu soruyu sormalıyız: Yarın aynı şehirde, aynı sokakta, aynı sofrada karşılaştığımızda birbirimizin yüzüne rahatça bakabilecek miyiz? Bir bardak çayın hatırı kadar gönül bırakabilecek miyiz?

Atalarımızın güzel bir sözü vardır:

“Sel gider, kum kalır.”

Gürültüler diner, tartışmalar biter, makamlar değişir; fakat insanlar yine aynı şehirde, aynı toplumda yaşamaya devam eder. O yüzden önemli olan; geçici tartışmaların değil, kalıcı hatırların tarafında olabilmektir.

Dileğimiz ve duamız odur ki; Rabbim bizleri yanlışın yanında yer alanlardan eylemesin. Doğrudan ayırmasın. Nefsimizin değil, hakikatin tarafında durabilmeyi nasip etsin.

Selam ve dua ile.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: