Merhametidir İnsanı Güzelleştiren
Ramazan gelir, gıdaya zam yaparız.
Deprem olur, ev kirasına zam yaparız.
Sonra da “Elhamdülillah Müslümanız” deriz. Cumayı kaçırmayız, domuz eti yemeyiz; ama kul hakkını öyle bir yeriz ki… Sözde Müslümanız.
İbadetle ticareti birbirinden ayıran bir vicdan anlayışı türettik kendimize. Camide en ön safta yer alan adam, 20 bin lira asgari ücretle geçinmeye çalışan insandan 40 bin lira kira istiyor. Sonra da kapıdan çıkarken “Hakkını helal et” diyor.
Oysa helallik, bir kelime değildir. Bir davranıştır. Bir duruştur. Bir vicdan terazisidir.
Ramazan; sabrı, paylaşmayı, empatiyi öğretmek için gelir. Aç kalmanın ne demek olduğunu hatırlatır. Fakat biz açlığın hikmetini değil, fırsatını hesap eder hale geldik. Deprem olur; insanlar evsiz kalır, biz kira bedellerini yükseltiriz. Gıda fiyatları artar; biz etiketi bir kez daha değiştiririz. Sonra da kendimizi teselli edecek dini cümleler buluruz.
Oysa din; sadece ritüellerden ibaret değildir. İnancın en ağır sınavı, kimsenin görmediği yerde verdiğin karardır. Bir kira sözleşmesinde, bir fiyat etiketinde, bir pazarlık masasında…
Hz. Peygamber’in “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” uyarısını ne çabuk unuttuk? Aynı şehirde, aynı sokakta, aynı apartmanda yaşayan insanların yükünü artırarak hangi huzura kavuşacağız?
Bir düşünelim: Asgari ücretle geçinen bir aile, gelirinin iki katı kirayı nasıl ödesin? Çocuğunun okul masrafını mı karşılasın, mutfağını mı doldursun, yoksa kirayı mı yetiştirsin? İşte gerçek imtihan tam da burada başlıyor.
Helallik; bir zararı verdikten sonra söylenen bir cümleyle kazanılmaz. Hak, alınmadan önce gözetilir. Vicdan, iş işten geçmeden devreye girer.
Her bitiş, biraz da kendine dönüştür.
Kendi kazancına, kendi adaletine, kendi merhametine dön.
Çünkü bir insanı gerçekten güzelleştiren; giydiği elbise, tuttuğu makam, bulunduğu saf değil… Merhametidir.
Merhamet; fırsatçılığı engelleyen iç frendir.
Merhamet; başkasının çaresizliğinden kazanç sağlamamaktır.
Merhamet; “Ben yaparsam kimse görmez” dememektir.
Toplumu ayakta tutan şey, yasalar kadar vicdandır da. Ve vicdanın olmadığı yerde ibadetin gölgesi bile serinlik vermez.
Belki de artık sormamız gereken soru şu:
Biz gerçekten inandığımız gibi mi yaşıyoruz, yoksa yaşadığımız gibi mi inanıyoruz?
Unutmayalım…
Merhametidir insanı güzelleştiren.