Oturduğun Masada Ne Bıraktığın Önemli
İnsan hayatta birçok masaya oturur.
Kimi zaman dostluk masasına, kimi zaman güç masasına, kimi zaman da menfaatin gölgesine…
Ama asıl mesele, o masadan kalkarken geride ne bıraktığındır.
Herkes konuşur, herkes görünür olabilir.
Ama herkes iz bırakmaz.
İz dediğin; gürültüyle, bağırarak, kendini överek olmaz.
İz; sessizce bırakılan şerefle olur.
İnsan kalkar gider…
Makam biter, yetki sona erer, kalabalıklar dağılır.
Geriye kalan tek şey isimdir.
Ve o isim ya saygıyla anılır ya da suskunlukla geçiştirilir.
İşte o suskunluk, bazen en ağır hükümdür.
Hayatta en pahalı şey tecrübedir.
Parayla alınmaz, miras kalmaz.
Kaybede kaybede öğrenirsin,
Yanıla yanıla olgunlaşırsın.
Acıtır ama öğretir…
Çünkü bazı dersler ancak yaşanınca anlaşılır.
İşte bu yüzden şeref de, adamlık da kitaplardan öğrenilmez.
Yaşadıklarınla, düştüğün yerden nasıl kalktığınla,
Masada kaldığında değil, kalktığında neyi geride bıraktığınla ölçülür.
Şeref, bağırmaz.
Kendini anlatmaz, reklamını yapmaz.
Ama zamanı geldiğinde öyle bir konuşur ki,
En yüksek sesler bile onun yanında cılız kalır.
Bugün hangi masada oturduğumuza değil,
Yarın o masadan kalktığımızda ne konuşulacağına bakmak gerekir.
Çünkü gerçek adamlık, sandalyede değil;
Kalktığında arkandan söylenen cümlelerde ölçülür.
Unutulmamalı:
Oturduğun masada şeref bırakabilirsen,
Kalktığında adamlığın zaten konuşur.