Her Yılan Yerde Sürünmez
“Her yılan yerde sürünmez, bazıları sizinle oturur, çay kahve içer, sohbet eder.”
Hayat bize tehlikeyi hep uzakta, görünür ve fark edilir şekilde öğretmedi mi? Masallarda kötüler çirkindir, hainler uzaktan belli olur. Oysa gerçek hayat bu kadar sade değildir. Gerçek hayatta yılan her zaman sürünmez.
Bazıları dimdik yürür.
Bazıları kravat takar.
Bazıları dost gibi davranır.
En tehlikelisi de budur zaten: Görünmeyen, hissedilmeyen, hatta güven uyandıran tehlike.
İnsan ilişkilerinde en büyük yanılgımız, kötülüğü dış görünüşte aramamızdır. Oysa kötülük çoğu zaman sıcak bir tebessümün, samimi bir el sıkışmanın, içten görünen bir sohbetin arkasına saklanır. Aynı masada oturur, aynı çayı paylaşır, hatta dertlerinizi dinler. Fakat zamanı geldiğinde zehrini akıtmaktan geri durmaz.
Vefa her babayiğidin harcı değildir.
Çünkü vefa karakter ister. Duruş ister. Omurga ister.
Bazı insanlar ise doğuştan içten pazarlıklıdır. Hesabı kalbinde değil, zihnindedir. İlişkileri gönül üzerinden değil, çıkar üzerinden kurar. Yanınızda dururken bile bir sonraki hamleyi hesaplar. Dostluğu yatırım, yakınlığı fırsat olarak görür.
Toplum olarak belki de en büyük sınavımız, iyi niyet ile saflık arasındaki ince çizgiyi ayırt edebilmektir. Güvenmek insani bir ihtiyaçtır; fakat ölçüsüz güven, insanı savunmasız bırakır. Herkesi kendimiz gibi sanmak çoğu zaman en büyük yanılgımız olur.
Özellikle siyaset, ticaret ve sosyal hayat gibi dengelerin hassas olduğu alanlarda, samimiyet ile menfaat arasındaki mesafe bazen bir kelime kadar kısadır. Yanınızda duran herkes sizinle aynı yolda yürümek için değil; bazen sizi izlemek, bazen de zayıf anınızı kollamak için oradadır.
Bu yazı kimseyi paranoyaya çağırmıyor. Ama bir gerçeği hatırlatıyor:
Tehlike her zaman uzakta değildir.
Bazen en yakındadır.
Bazen omzunuza dokunur.
Bazen gözünüzün içine bakarak konuşur.
İnsanı güçlü kılan şey herkese şüpheyle bakmak değil; kiminle neyi, ne kadar paylaşacağını bilmektir. Mesafeyi koruyabilmek, sınır çizebilmek ve sezgilerine kulak verebilmektir.
Unutmayalım;
Her yılan yerde sürünmez.
Ve vefa her babayiğidin harcı değildir.
Mesele yılanı görmek değil;
Onu zamanında tanıyabilmektir.