Eğitimde Kırmızı Çizgi: Milli Değerler
Bir Müfredat Değil, Bir Hafıza Silme Girişimi
Bir milletin evlatlarını yetiştirmekle, onları topluma ve millete faydalı bireyler olarak kazandırmakla mükellef olan Millî Eğitim Bakanlığı, ne yazık ki bu kez evlatlarımıza bir “karne sürprizi” yaptı.
Ancak bu sürpriz, ne pedagojik ne de vicdanîdir.
Soruyorum:
Cumhuriyetimizin kurucusu, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini;
Bu aziz vatan uğruna şiiriyle, fikriyle, duruşuyla mücadele eden ve İstiklal Marşı’nı bize emanet eden Mehmet Âkif Ersoy’u;
Ve her Türk gencinin okuması, anlaması ve hayatına rehber edinmesi gereken Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni eğitimden ve öğrencilerin dünyasından çekip almak, hangi anlayışın ürünüdür?
“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
diye başlayan bu hitabe, bir metin değil; bir milletin istikbal vasiyetidir.
Müfredat değişikliği adı altında eğitimin içini boşaltamazsınız.
Bırakın artık bu gençlerin yakasını.
Bu milletin çocukları;
Bayrağını hürriyetin sembolü olarak bilmeli,
Atatürk’ü Millî Mücadele’nin lideri olarak tanımalı,
İstiklal Marşı’nı bir şiir değil, bir diriliş manifestosu olarak okumalıdır.
Bu topraklar, şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış mukaddes bir vatandır.
Gençliğe Hitabe; vatan sevgisini, bayrak bilincini, millî duruşu ve mukaddesata sahip çıkma iradesini canlı tutar.
Bunları yok sayamazsınız.
“Yaptım oldu” anlayışı, bu millete bir şey kazandırmaz.
Aksine, milletin hafızasıyla inatlaşmaktır.
Unutulmamalıdır ki:
Türk Milleti akıllıdır. Türk Milleti zekidir.
Bu mantıksız ve şuursuz uygulamalar, millet nezdinde yok hükmündedir.
Umut ediyorum ki bu yanlıştan bir an önce dönülür.
Çünkü eğitim, ideolojik denemelerin değil; milletin ortak değerlerinin evidir.
