En Büyük Düşman: İnsanın İçindeki Gölge

27 Şub 2026 - 16:32 YAYINLANMA

“En büyük düşmanınız, kendi içinizde yaşar ve hayatta kalmak kendinizle verdiğiniz bir savaştır.”

Bu söz, insanın asıl cephesinin dışarıda değil, içeride kurulduğunu hatırlatıyor. Tarih boyunca ordular yürümüş, kaleler fethedilmiş, sınırlar çizilmiş; fakat hiçbir zafer insanın kendi nefsine karşı kazandığı zafer kadar büyük olmamıştır.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) bir sefer dönüşünde ashabına “Küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz.” buyurur. Sahabe şaşırır: “Ya Resûlallah, büyük cihat nedir?” Cevap nettir: “Nefisle yapılan cihat.” Bu söz, insanın asıl mücadelesinin kendi içindeki arzular, kibir, haset ve öfke ile olduğunu anlatır.

Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Yusuf kıssasında nefsin tabiatı şöyle ifade edilir: “Yine de ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis,rabbimin acıyıp koruması dışında,daima kötülüğü emreder;şüphesiz rabbim çok bağışlayan,pek esirgeyendir.”Yusuf suresi “53 “.Nefis daima kötülüğü emreder.” Fakat,nefsi arındıranın kurtuluşa ereceğini de müjdeler. Demek ki insanın içindeki düşman aynı zamanda terbiye edilirse en büyük dostuna dönüşebilir.

 Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî der ki: “Düşmanın dışarıda arama; senin en büyük düşmanın nefsindir.” Onun Mesnevi’sinde anlatılan hikâyelerde zalim padişahlar, hırslı tüccarlar, kibirli âlimler aslında insanın içindeki zaafların sembolüdür.

Bir gün Yunus Emre’ye sorarlar: “En zor ilim hangisidir?” Yunus cevap verir: “Kendini bilmektir.” Çünkü insan kendini tanımadan Rabbini tanıyamaz. Kendini tanımak ise zaaflarıyla yüzleşmeyi gerektirir. Nefsini aklamaya çalışan değil, onu terbiye eden kurtulur.

Bir başka ibretli kıssa da Hacı Bektaş-ı Veli’ye atfedilir. Kapısına gelen bir derviş, kendisine haksızlık yapanları şikâyet eder. Hacı Bektaş-ı Veli, dervişe aynayı uzatır ve “Önce buradaki düşmanı yen.” der. Çünkü insan dışarıdaki zulme karşı mücadele ederken, içindeki kibri büyütürse kaybeder.

Bugün modern insan da aynı savaşın içindedir. Teknoloji gelişmiş, şehirler büyümüş, imkânlar artmıştır; ama insanın içindeki haset, hırs ve doyumsuzluk daha da beslenmiştir. Sosyal medyada başkalarının hayatına bakıp kendi hayatına öfke duyan, küçük menfaatler için dostlukları yıkan, makam için değerlerini terk eden insan; aslında kendi içindeki düşmana yenilmektedir.

Oysa gerçek kahramanlık, öfkeliyken affedebilmekte; güçlü iken adaletli olabilmekte; imkân varken kanaat gösterebilmekte saklıdır. Nefsi susturmak kolay değildir. O, bazen haklılık perdesiyle gelir, bazen mağduriyet kılığına girer. Fakat insan her gece başını yastığa koyduğunda kendine şu soruyu sormalıdır: “Bugün içimdeki düşmanı mı besledim, yoksa onu terbiye mi ettim?”

Unutmayalım ki dış düşman insana sadece bedenî zarar verir; fakat içteki düşman ruhu çürütür. Dış düşman bir gün gider; ama içteki düşmanla ömür boyu yaşarsınız. Onu ya efendi yaparsınız ya da esiri olursunuz.

Belki de kurtuluş, büyük zaferler kazanmakta değil; küçük ama samimi bir iç muhasebede gizlidir. Çünkü insanın en çetin savaşı görünmezdir. Ve en büyük zafer, kimsenin alkışlamadığı; sadece Allah’ın bildiği o iç zaferdir.

Saygılarımla.!!!

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: