“Okunan sela senin değilse…”

04 Şub 2026 - 11:14 YAYINLANMA

“Okunan sela senin değilse, değiştirecek bir şeylerin var demektir.”

Bu cümle ilk duyulduğunda insanın içine hafif bir ürperti bırakıyor. Çünkü sela, bizde sadece bir ses değil; bir vedanın, bir sonun, bir muhasebenin habercisi. Mahalle camisinden yükselen o tanıdık nağme, hayatın koşuşturmasını bir anlığına durdurur. Kimimiz camdan bakar, kimimiz içinden “Allah rahmet eylesin” der, kimimizse sadece sessizleşir. Ama çok azımız şunu düşünür: Bir gün o sela benim için de okunacak.

İşte bu söz tam da burada tokat gibi çarpıyor:

“Eğer henüz senin için okunmadıysa, hâlâ fırsatın var.”

Çünkü insan, ölümü genellikle başkalarının başına gelen bir haber olarak yaşar. Hastane koridorlarında, taziye evlerinde, mezarlık dönüşlerinde bir süreliğine yumuşar; sonra yine aynı sertliğe geri döner. Kalp kırmaya, ertelemeye, kibirlenmeye, sevgiyi yarına bırakmaya devam eder. Oysa sela, sadece bir ölüm ilanı değil; yaşayanlara gönderilmiş bir uyarı mektubudur.

Her sela, aslında hayattakilere sorulan bir sorudur:

“Hazır mısın?”

Hazır olmak sadece ibadetle, ritüelle, görünür dindarlıkla ilgili değil. Hazır olmak; birine borcun kalmaması, bir kalbi bilerek kırmamış olmak, “keşke”leri azaltmış olmak demek. Helallik isteyebilecek cesareti göstermek demek. Affedemediğin kişileri sırtında taşıyarak değil, yüklerini bırakarak yürümek demek.

Bugün insanın en büyük yanılgısı şu: Zamanı var sanmak.

“Daha gençim.”

“Biraz düzenim otursun.”

“Şu işler bitsin.”

“Emekli olunca…”

Oysa sela takvim sormaz. Randevu almaz. “Müsait misin?” demez. Hayatın ortasına düşer. Ve geriye sadece yaşanmışlıkların kalitesi kalır.

Belki de bu yüzden bu cümle bir korkutma değil, bir fırsat çağrısıdır.

Henüz adın okunmadıysa, demek ki:

 

  • Araman gereken biri var.

  • Özür dilemen gereken bir insan var.

  • Ertelediğin bir iyilik var.

  • İçine attığın bir teşekkür var.

  • Kendinle barışman gereken bir yönün var.

Çünkü en ağır yük, mezara götürülen değil; hayattayken taşınan pişmanlıktır.

Modern insan ölüm kelimesini sevmiyor. Konuşmak istemiyor. Görmezden gelerek onu geciktireceğini sanıyor. Ama ölümü unutan hayatı da ıskalıyor. Ölümü hatırlayan insan ise daha yumuşak konuşuyor, daha az kırıyor, daha çok sarılıyor. Çünkü her anın son an olabileceğini bilen, anı hoyratça harcamıyor.

Sela bize şunu hatırlatıyor:

Hayat uzun değil, verilmiş bir süre.

Ve bu sürenin kalitesi, sahip olduklarımızla değil; dokunduğumuz kalplerle ölçülüyor.

Belki de bu cümleyi bir yaka iğnesi yapma fikri bu yüzden çok anlamlı. İnsan aynaya baktığında sadece yüzünü değil, hatırlaması gereken bir gerçeği de görsün diye. Göğsünün üzerinde küçük bir cümle, büyük bir muhasebe başlatsın diye.

Çünkü mesele ne kadar yaşadığımız değil;

nasıl hatırlanacağımız.

Bir gün gerçekten sela okunacak.

O gün bizim için dua edenlerin sayısı, arkamızdan konuşulan iyilikler, gönlümüzde bıraktığımız izler bizim gerçek mirasımız olacak.

Ve o güne kadar her sabah uyanmak, aslında sessiz bir müjde:

“Bugün hâlâ değiştirebilirsin.”

Henüz sela senin için okunmadıysa…

Geç değildir.

Saygılarımla !!!

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: