Her Söz Her Gönle Düşmez
İnsan en çok da doğruyu söylerken anlaşılmamaktan yorulur.
Yanlışı anlatmak kolaydır; doğru ise ağır gelir. Çünkü doğru, kalp ister. Her kalp de her söze açık değildir.
Tasavvuf büyükleri bu yüzden sözü ölçerek söylemiş, susmayı da bir ilim bilmiştir.
Bir menkıbede anlatılır:
Hoca talebelerine uzun uzun ders anlatır. Günler geçer, kimse soru sormaz. Bir gün içlerinden biri dayanamaz:
“Hocam, biz bu anlattıklarınızı neden bir türlü anlayamıyoruz?” der.
Hoca gülümser ve şu cevabı verir:
“Anlamadığınız için değil; henüz nasibiniz olmadığı için.”
Çünkü ilim de hikmet de nasiple gelir. Okumakla başlar ama idrakle tamamlanır.
Bir başka menkıbede, Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri’ne sorarlar:
“Bu ilme nasıl eriştiniz?”
Cevabı kısa ve nettir:
“Anlatmakla değil, vazgeçmekle.”
Vazgeçmeden kasıt, haklı olma ısrarıdır. Herkese kendini ispat etme çabasıdır. Anlaşılmak için harcanan boş enerjidir. İnsan ne zaman susacağını bilirse, söz de o zaman kıymet bulur.
Yunus Emre’nin hâli de buna benzer.
Şiirlerini herkes dinler ama herkes anlamaz. Kendisi de bunun farkındadır:
“Ben derim bana derler,
Kim anlar beni?”
Yunus, anlaşılmamaya küsmemiştir. Çünkü bilir ki söz, sahibinden çıkar ama muhatabını Allah belirler.
Bugün biz ne yapıyoruz?
Anlaşılmak için kendimizi parçalıyoruz. Herkese aynı sözü, aynı dille söylüyoruz. Olmayınca da kırılıyoruz. Oysa büyükler, “Söz, gönle göre söylenir” demiştir. Gönül yoksa söz yük olur.
Bir menkıbede de Mevlânâ’ya gelirler ve derler ki:
“Bizi anlat, seni anlayalım.”
Mevlânâ şu karşılığı verir:
“Anlamak isteyen, anlatılmadan da anlar.”
İşte mesele budur.
Anlamak, niyet işidir.
Anlaşılmak ise nasip.
O yüzden anlat ama kendini tüketme.
Sus ama kalbini karartma.
Seni anlayacak olan, bir cümleyle de anlar. Diğeri için bir ömür anlatsan yetmez.
Her söz her gönle düşmez.
Anlamak da, anlaşılmak da nasip işidir.
Ve insan şunu kabullenmediği sürece yorulmaya mahkûmdur:
Herkes seni anlamak zorunda değildir. Her kalp hakikate açılmaz. Sen doğruyu söyledin diye karşılık bulacak diye bir kaide yok. Anlaşılmamak bir yenilgi değil; bazen bir korunmadır. Çünkü yanlış gönüllere düşen doğru söz, sahibini yaralar. O yüzden bazı suskunluklar korkudan değil, hikmettendir. Bazı yalnızlıklar dışlanmışlıktan değil, seçilmişliktendir. Anlaşılmadığın yerde durma; orası senin kaderin değildir.
Yazımızı bir şiir ile bitirelim.
ANLADIM Kİ SÖZ YETMİYOR
Anladım ki söz yetmiyor
Anladım ki dil susar
Gönül kapalıysa eğer
Hakikat yolda kusar
Herkes yükünce duyar
Söz kimeyse ona iner
Nasip yoksa bir kalpte
Deniz damlada diner
Habiloğlu,sen bilirsin
Gerisi Rabb’e kalır
Bir gönül nasipliyse
Bir kelimeyle yanar
Saygılarımla !!!!