TÜRK DİL BAYRAMI "SAHİP ÇIKALIM!"
Bugün 13 Mayıs 2026, Karamanoğlu Mehmet Bey'in Türkçeden başka dil kullanılmayacağına yönelik 13 Mayıs1277'deki bildirisinin yıl dönümü.
Türkçemize sahip çıkan herkese kutlu olsun.
Millet olarak varlığımızın iki önemli teminatı, Türk kimliğimiz ve Türkçemiz.
Bu iki sözcüğümüze TBMM son komisyon raporunda ortak yaratma çalısmaları devam ederken buna karşı durmanın yanında, Türkçemize sahip çıkmanın sınırlarını da iyi çizmeliyiz.
Türkçemize sahip çıkalım ama nasıl sorusu karşımıza çıkıyor.
Sahip çıkma ile ilgili düşünceleri şöyle sıralayabiliriz :
1.Türkçemize giren yabancı sözcüklerle karşılıklarını aynı anda kullanarak cümlede kuvvetli vurgu sağlamayı önerenler:
fikir-dûşünce, imkân-olanak, menfaat-çıkar...
Bu tür fikir ve düşünceleri seviyorum.
Bunu yapmanın olanağı, imkânı yok.
Bu işte ne menfaatim ne de çıkarım var.
2. Yabancı sözcüklerin tamamına karşı üretilen kurallı veya kuralsız Türkçe sözcükleri uydurukça kabul edip inatla ve biraz da mahalle baskısıyla kullanmayanlar:
Sorun, olanak, ulusal, olasılık...
3. Bu grupsa yabancı sözcükleri, Türkçemizde işlek olup olmadığına bakmaksızın özellikle işlek olmayan sözcükler seçerek kendilerini aydın gösterme konumunda olanlar:
Butlan (geçersizlik, usulsûzlûk, haksızlık)
istikşaf-i (Anlama, ön görüşme, araştırma, keşif)
Tevafuk (uygun gelme)
4. Türkçeye sahip çıkma konusunda en iddialı olduğunu belirten grup ise Türkçede karşılığı olan hiçbir yabancı sözcüğü kullanmamaya özen gösterenler:
Olay-vaka, başarı-muvafakiyet, çıkar-menfaat, önemli- mühim...
5. Bir başka grup ise Türkçe'ye sahip çıkma konusunda karşılığı olan sözcüklerin kullanılmasının doğru olduğunu bildiği halde alışkanlıklardan kurtulamayıp yabancı sözcükleri kullanmaya devam edenler.
Konunun ônemini geç fark edip orta yaşın üzerindeki zorlananları bu gruba dahil edebiliriz.
Şimdi kendinizi bu grupların hangisine daha yakın görüyorsunuz?
Hepimizin ortak isteği Türkçemize sahip çıkmak olduğuna göre, öncelikle yabancı dillerden dilimize giren sözcüklerin tamamını atamayız, bu bir zenginliktir ancak, dilimizde karşılığı olan veya yabancı dillerden yeni giren sözcükler için Türkçe kurallara uygun türetilen sözcüklerin kullanımı dilimizi yabancı istilasından kurtarmada önemlidir. Bu durumda türetilen sözcükler için her ne kadar toplumda yeterince karşılık bulmadığı için zorlamaya gerek yoktur denilse de doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü sözcükler kullanıldıkça karşılık bulur. Biz kullanırsak, karşılık bulacak demektir.
Mütemadiyen yerine durmadan, sürekli, ara vermeden.
Akabinde yerine sonrasında, ardında, ertesinde.
Laptop yerine diz üstü gibi...
Bir de yabancı dillerden geçmiş, yerleşmiş ama tam karşılığı olmayan sözcükler vardır ki karşılığını kullandığınızda tam anlamı göremeyiz. Bunları, yeni işlek sözcükler türetinceye kadar kullanmalıyız.
"Adalet mülkün temelidir."
Adalet Arapça, karşılığı hakkı gözetme, türe.
Mülk Arapça, karşılığı ülke, toprak, yapı.
Temel Yunanca.
Bunu,
Türe toprağın temelidir,
Hakkı(Arapça) gözetme ülkenin temelidir.
Yapı toprağın temelidir, şeklinde söyleyemeyiz. Söylesek de gerçek anlamı vermez.
Sonuç olarak, geçmisten gelen veya dilimize yeni giren sözcüklerin Türkçe karsılığı varsa kullanmalıyız veya kendimizi kullanmaya zorlamalıyız. Karşılığı olmayan yeni sözcükler içinse, Türkçe kurallara uygun yeni sözcükler türetmeliyiz, yoksa, güçlü olanın her şeyi istila etmeye kalktığı günümüzde dilimizi de kaybederiz. Böylece, kimliğimizi ve ortak değerlerimizi kaybetmeye kapı aralamış oluruz.
Unutmayalım! Türkçemiz ses bayrağımızdır, yere düşürmeyelim!
13 Mayıs Dil bayramımız kutlu olsun.