BOL GELEN ANAYASA

16 Şub 2026 - 11:33 YAYINLANMA

Yakın tarihimize baktığımızda, hiç kuşkusuz 1920 Anayasasından sonra Türk insanlarının temel hak ve özgürlükler açısından, en özgürlükçü ve bir daha hiç göremediği Anayasası olarak bilinen 1961 Anayasasıdır. Hem vatandaşlara hem de Demokratik kitle örgütlerine tanınan haklar ve özgürlükler açısından tam bir altın devir idi.

     Basiretsiz yöneticiler bu altın devri maalesef ki olması gibi kullanamadı. Sonraki darbecilerin de gerekçeleri olarak, bu Anayasanın “topluma bol geldiği” gerekçe olarak kullanılıp, sürekli her fırsatta budandı. Komünizmle ırkçılığın partileşmesi yasak olsa da, Sosyalizmi sonuna kadar savunmak suç değildi. Sendikacıların kurmuş olduğu “Türkiye İşçi Partisi” katıldığı ilk seçimde, TBMM'ye 15 Milletvekili ile girmişti. Bu durum fikir ve özgürlük karşıtı birçok karşıt görüşü hop oturtup hop kaldırmıştı.

     Nazım Hikmet'in şiirleri özellikle de “Kuvay-ı Milli Destanı” 1938 den başlayan 25 yıllık suskunluktan sonra ilk kez yayınlanmıştı. Çalışanlar ilk kez hiçbir kısıtlama olmaksızın örgütlenme hakkına sahip olmuştu. Bilim, kültür, sinema ve sanat her tür ön denetimden kurtulmuştu. Anayasa Mahkemesi ve Devlet Planlama teşkilatı gibi yeni organlar hayata geçirilmişti.

     1961 Anayasası uzman ve yetkin seçkinler ile toplumun her kesiminin ufkunu korumaya çalışan, ülke ve toplumu aydınlatacağının en bariz durumudur. Bu Anayasanın sağladığı umut ve güvenle çok kısa sürede seçimlere gidilmişti. Bu ortamda CHP’nin başında Milli şef İsmet İnönü varken, daha önce DP treninde olan birçok DP’li, farklı istasyonlarda bu trenden inip kendilerine mevki arama yarışına girdiler. Tıpkı CHP den ayrılıp DP’yi kuranlar gibi.

     İhtilal sonrası Milli Birlik Komitesi Hükümetinde görev alan Hürriyet Partililer, her zaman DP siyasi mirasından pay istemişler, bunun için Anayasa sonrasında Yeni Türkiye Partisini kurmuşlardı. İhtilal yaparak Başbakan asan Milli Birlik Komitesi her nedense eli Cumhurbaşkanını asmaya varamadığı için mi bilinmez ama Yassıada’da idamdan kurtulan Celal Bayar’ın yönlendirmesiyle, yasaksız DP’liler tıpkı DP’nin kuruluş yöntem ve siyaseti ile ordudan azledilen, Orgeneral Ragıp Gümüşpala’yı başlarına getirerek Adalet Partisini kurarlar.

     Bu arada Celal Bayar ve diğer DP’liler Yassıada’dan Kayseri cezaevine gönderilirler. Bu yeni cezaevinde, siyasetle ilgili kurulan her cümle yasaksız DP’lilerce, Adalet partisinin üstüne yağmaya başlar ve DP siyaseti aynen devam eder. Adalet Partisi kısa zamanda, Merkez sağ Sünni kanadının ana aktör partisi olur…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: