TÜRK ULUSAL BİLİNCİ NASIL SAĞLANDI
Ulusal milli mücadele savaşı verilenden sonra Atatürk, Anadolu ve Rumeli’deki özellikle ticari hayatı ellerine bulunduran yabancılara karşı bir halk direnişi sağlamaktı. Bununla birlikte Türkiye'de Türk ulusal bilincini topluma kazandırmaktı. Çünkü bulunduğu dönemde, Türk toplumunun ulusçuluk bilinci pekte gelişmiş değildi. Bu bilince sahip olan belli başlı milli mücadele kahramanları olarak çok az bir aydın vardı.
Oysa bu dönemde Avrupa’daki birçok devlet ulusal bilice varmış ve kendi ulusal devletlerini kurmuşlardı. Osmanlı’yı oluşturan toplumlar içinde ulusallık açısından en son etkilenenler, tabii ki de imparatorluğun sahipleri idi. Türkler ise yavaş yavaş yabancıların etkisi ile Türk ulusu olarak ayrı bir kimlik duygusunu kazandılar.
Oluşan Türk ulusu kavramı Osmanlı İmparatorluğu ve İslam dininden farklı olmakla birlikte onların bir parçasıydı. Çünkü Birinci dünya Savaşından sonra İmparatorluklar kapanıyor ulusal devletler dönemi başlıyordu. Halbuki Osmanlı devleti evrimin dışında ve gerisinde kalmıştı. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu gecikmeyi gören ve Dünya ülkeleri içerisinde Türk’lerinde yerini almasını sağlayacaktı.
Atatürk’ün Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntıları üzerine yeni bir devlet ve yeni bir toplum kurmak için kullanabileceği imkanlar son derece sınırlı idi. Atatürk bu tarihsel görev için kendisini ta harbiye den bu tarafa hazırlamıştı.
Aslında düşmana, Padişaha ve altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasal, toplumsal ve kültürel yapısına karşı yürüteceği bu uzun ve acı dolu savaştaki olumlu öğeler, kendisinin kararlı ve tutarlı çabaları idi.
Burada şaşırtıcı olan ise, bu sorumluluğunda kendisine en büyük yardımı düşmanlarının kendisi yapmıştı. Emperyalist devletler Anadolu’ya çıkmasaydı Atatürk gibi üstün yetenekleri olan bir lider bile sonradan bu toplumu örgütleyip başarıya ulaşamayabilirdi.
Atatürk her devrimi adım adım gerçekleştirdi. Attığı her yeni adımda toplumun yaşadığı sorunlardan toplumun refah, müreffeh, özgür ve bağımsız bir ulus bilincini başta gençlik olmak üzere Türk halkına emanet bıraktı. Gelinen bu noktada Türk toplumu olarak ulus bilincine dahada sarılarak gelecek nesillere bırakabileceğimiz en büyük mirastır…
13 Nisan 2026