GEÇMİŞTE TARİKATLAR -1-
Günümüzde sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan ve hoşgörü merkezleri diye nitelenen çokça da tartışılan tarikatlar, Selçuklu ve Osmanlı toplumlarında ki yeri ve önemine bakalım.
13. Yüzyılın başlarından itibaren devleti yönetenlerin zulmün, sömürünün çok ağırlaşması neticesinde, köylerde ve şehirlerde yaşayan emekçilerin hayatını çok zorlaştırdı. Bu ağır şartlar karşısında, tarım ve hayvancılık olan geçim kaynakları olan otlakları, feodalleşme ile birlikte kullanılamaz hale geldi. Bu feodalleşmeye karşı çıkıp eskiden olduğu gibi ortaklaşa kullanmak ve sosyal eşitlik isteyen göçebe Türkmenler ile birleşmeyi getirdi.
Büyük toprak ağalarının kendi aralarındaki mücadelesi ise, merkezi yönetimi zaafa uğrattı. Birbiri ardına şehirli ve köylüler tarafından büyük halk isyanları gelişti. Bu isyanların en önemlisi ve ilki Babai isyanıdır. Yesevilik ve Kalenderilik gibi, kurulu düzene karşı ayaklanan toplum tarikatlarının bir devamı olan Babailer, büyük toprak ağası olan feodallerin ve sultanların, halkın terini emeklerini sömürerek büyük bir zevk ve sefa içerisinde yok etmelerine karşı durup köylüleri ve Türkmenleri bu baskı düzenine karşı mücadeleye çağırıyorlardı.
Baba İshak’ın fikirlerini rehber kabul eden Türkmenler 1239’da Maraş bölgesinden ayaklandılar. Selçuklu ordularını yenerek Malatya. Tokat ve Amasya bölgelerine tamamen hakim oldular. Fakat ayaklanmaların bastırılmasından 3 yıl gibi bir zaman sonra Anadolu Moğolların istilasına uğradı. 1248’li yıllarda Karahisar ve Eskişehir yöresindeki Türkmen ayaklanmaları, Maraş yöresindeki Ağaçeri Türkmenlerinin isyanı, Niğde ve Sivrihisar isyanları ve Karaman Türkmenlerinin ayaklanmaları birbirini izledi.
Elit hakim sınıfların kullandığı Farsça ’ya karşılık Türkçe’nin resmi dil olarak kabul edilmesi de Karaman ayaklanmasına katılan Türkmenlerin mücadelesi ile gerçekleşmiştir. Feodal ve hakim sınıflar, ezilen yok sayılan isyancı Anadolu Türkmenlerine karşı Moğollara ve paralı devşirme askerlere dayandılar.
Bu dönemlerde, şehirli hakim sınıflar içerisinde, Mevlevilik gibi Sünniliği esas alan mezhep ve ideolojileri de çıktı. Mevleviler köylüden emekçiden nefret ediyor, alın terini emeği hor görüyor, kadınlara değer vermiyor ve kurulu düzenin savunucularıydılar.
Bugün bile hakim sınıfların alabildiğince savundukları Mevlana'nın oğlu Sultan Veled, Türkleri “Hükümdarlarına karşı isyan suretiyle dini bakımdan büyük günah işlemiş ve katledilmeye müstahak olmuş asiler” olarak sayıyor, “merhamet etmeden hepsinin öldürülmesini” mübah görüyordu… (Devam edecek)
15 Haziran 2026