SİYASETEN VAR OLMA MÜCADELESİ
Siyasette toplumsal bilincin gizemini bilenler arasındaki nöbet değişimleri, dedikodu fiskosları yenilmiş siyaset eziklikleri ve zamanında saf değiştirmemiş dalkavukların iftiraları. Siyaseten sırf var olma hırsı ile küskün uşak çakallarından zerre kadar etkilenmeden kendi doğrusuyla yolunu bulur.
Bu siyasi çekişmeler geçmişte de böyle idi, sanırım gelecekte de böyle olacaktır. Buna tarih tüm açıklığı ile şahitlik etmektedir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ebediyete intikal ettiği zaman, Milli şef İsmet İnönü sade bir Milletvekili idi. Hatta kendini beğenmiş, kibirli, düşüncesiz ve sevimsiz kimselerin söylemleri doğru ise, aralarındaki dargınlık son derece ciddidir. O dönemde Atatürk’ün ebediyete intikal ettiğinde, Hükümetin ve Cumhuriyet Halk Partisinin başında Celal Bayar Bulunmaktadır.
11 Kasım 1938 Cuma günü öğleye doğru, TBMM'de oturumu Celal Bayar’ın başkanlığında gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi Meclis gurubu, Cumhurbaşkanı seçmek üzere toplanmıştı. Tüm Milletvekilleri oylarını serbestçe verecek, herkes istediği adayı yazacak, en çok oy alan, Meclis genel kurulunda Cumhurbaşkanı adayı gösterilecekti.
CHP Meclis gurup toplantısına katılan Milletvekili sayısı 234 idi. İki aday vardı. İsmet İnönü’ye 233 oy Celal Bayar’a 1 oy çıkmıştı. Ne gariptir ki verilen o bir oyu sahiplenenler çıkmıştır. Bu duruma Hem İsmet İnönü hem de Celal Bayar bıyık altından gülerek bu dalkavuklukları gözlemlemişlerdir. Bu da siyasetin rezillikleridir.
Aynı gün toplanan TBMM CHP gurubu adayı İsmet İnönü’yü 348 Milletvekili oybirliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin 2. Cumhurbaşkanı seçmiştir. Başta Celal Bayar olmak üzere, CHP meclis gurubunun biri dışında 233 üyesi ve TBMM’nin 348 Milletvekilinin tamamı devrime ve Atatürk’e ihanet etmiştir. Veya anlatılanların hiçbir anlam ve değeri yoktur.
Sonuçta halkın dinmeyen ağıtı ile dünyanın eksilmeyen saygısını bir görkemli törenle noktalayan Cumhuriyet yeni başkanının ağzından 22 Aralık 1938’de şu beyannameyi yayımlamıştır. “Türk Milletinin Aziz Atatürk'e gösterdiği sevgi saygı, onun niçin Atatürk gibi bir evlat yetiştirebilir bir kaynak olduğunu, bütün dünyaya kanıtlamıştır. Devletimizin kurucusu ve ulusumuzun fedakâr, sadık hizmetkarı, insanlık idealinin aşık ve mümtaz siması, eşsiz kahraman Atatürk, vatan sana Minnettardır.”
Fikir ve düşünce özgürlüğü olan bir ülkede istediğine inanma hakkı da tabii ki vardır. Başta siyasette mutlaka söylemlere değil icraata ve derin araştırma ve incelemeye ihtiyaç vardır. En çok da günümüzde siyaset bu kadar yozlaşmış ve yalanlar manşet olmuşken…