SİYASET TİCARET TARİKAT
Siyaset ve ticaret ilişkilerinin, örgütlenme ve dayanışması için tarikatlarla bir merkez oluşturacağı malumdur. Çok farklı alanlarda çok değişik amaçlar görünümünde kurulan vakıf, dernek ve siyasi partiler bir süre sonra bu merkezlerin eline geçer. Düşünce ve din ağırlıklı bu yapılar, her türlü cefaya açık oluşumların yerini, “takıyye” ve fırsatçılığa bırakır. Bu fırsatçılığın bir yanı bağnazlık, bir yanı sefa sürmek, yani “müminler” Cehennem tehdidi ile ibadethaneleri doldururken, önderleri iktidar nimetleri ile Dünya cennetinde sefa ile uğraşırlar.
Tabii ki bu temel oluşumda toplumsal ve siyasal oluşumda zamanın koşulları yadsınamaz. Buhara’nın Kasr-ı Hinduvan Sünni köyünde doğan El Buhari lakabıyla Nakşibendiliğin ilk şeyhi sayıldıktan sonra seyahatlerinde genellikle ikindi sonrası konaklanan her kervansarayda “bileniniz imamlık etsin” hadisi gereği bir mürşidin yönetiminde toplu ibadet geleneğini başlatır. Hindistan’la Osmanlı devletinin desteğinde, Arabistan ve Afrika’nın Sünni bölgelerine yayılır.
Anadolu’da ise Alevi Bektaşi ve Hanefi Mevleviliğinin direncini kıramaz. Bu yüzden de en büyük kitlesi 1923 Türkiye’si sınırları dışında kalır. Türk milliyetçiliği yerine Arap ümmetçiliğine kayan Nakşibendi tarikatı, Müceddidiye ve Halidiye benzeri öncüleri gibi Anadolulaştırarak Nurculuğa döner. Sonrasında bu cemaatin bir kesimi kurucusunun, Din ve düşünce görüşlerine sadık kalır. Bir bölümü Din ve politik eylem adına, Nur cemaati de Türkiye’de büyük bir toplumsal güç oluşturur.
Nakşi Özal ile Laik Erdal İnönü’nün hazırladığı seçim yasası fırsatını çok iyi kullanarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu sağlarlar. İktidar imkanlarını kullanarak çok güçlenirler. Bin yıllık Selçukluyla 600 yıllık Osmanlı, Alevi Bektaşi felsefesi ile kurulmuş olsa da toplumu birleştirememiştir.
Cumhuriyetle birlikte Alevi-Bektaşi ve Hanefi-Mevleviler ile uzlaşabilmiştir. Nakşilerin bazen dış destekli (Şeyh Sait) bazen de kitle destekli (Şeyh Mehmet-Menemen) eylemleri devamı, nur talebelerinin devlete sızma girişimleri ülkeyi 2016 yılında darbe kalkışmasına kadar getirdi.
Cumhuriyet ve demokrasi kazanımlarından kopartılan her çentiği, ilk zamanlarda gayet masumane, inançlı insanlar, Allah dostu kabul edilirken fark edilmese de hem ulusal hem de mezhepçi dayatmalar güllesi olarak görüldüğü, çok geç de olsa toplum tarafından bu yapıların gerçek niyetleri fark edilmiştir…