DEMOKRASİNİN SINAVI -1-
Demokrasi sayesinde Halkın büyük bir teveccühü ile iktidara gelen Demokrat Parti, tam anlamı ile tek parti diktatörlüğünü devam ettirme kararlılığını hiçbir zaman bırakmadı. Ama yapılacak bir erken seçimle iktidarın el değiştireceği, hükümetin icraatlarından ve ekonominin gidişatından açık ara görülmekteydi. DP'nin 1954 yılındaki yükselişi, birçok kudret meraklısını çevresine toplamış, iktidardan gitmeyi ölümle bir sayar hale gelmişlerdi.
Devalüasyonlar nedeni ile hayat pahalılığı artmış, dış borçlar 4,5 milyara dayanmış, 280 kuruş olan Dolar, ertesi gün 9 Lira olmuştur. Özel sektörler iflas etmiş, Tekrar KİT’ler devreye girerek yeni açılan tesislerin tamamı artık KİT’ler olmuştur. Devletin ekonomideki payı, tarihindeki en yüksek düzeye çıkarak yüzde 82 olmuştur. Liberalleşme furyası iflas etmiştir.
Bu ortamda DP, CHP'nin ilk hedefler beyannamesindeki demokratikleşmeye ve Devletçilik ilkesine gelmiştir. Siyasetteki genel görünüm ise, Celal Bayar’ın “Kuvay-ı Milli” inadı, İsmet Paşa’nın “Ulusal Savunma” uzmanlığı ile çatışmasıdır. Ülkedeki siyasi ortamın tam anlamı ile bir sinir savaşına dönüşmesidir.
Günümüz Türkiye’sinden bakıldığında 1960 yılındaki siyasi gerilime bir erken seçimle gidilse idi, toplumun iktidar değiştirme veya değiştirmeme olanağı sağlanabilirdi. Siyasal ortamın demokratik kurallarına, bir daha bozulmaz biçimde yerleşebilirdi.
Oysa 1960’larda hükümeti icraatlarından dolayı bir taraftan muhalefet sıkıştırır, bir taraftan, IMF ve Amerika. Toplumun gündemi erken seçim iken, DP seçime yaklaşmaz üstelik tahkikat komisyonu ile toplumu daha da germektedir. Ülke her geçen gün iç çatışmaya doğru ilerlemektedir. Ordudaki genç subayların sabır ve tahammülü taşmakta, tüm beklentiler seçim yönünde olduğu halde, DP halk oyları ile geldiği iktidarını, yine halk oyları ile bırakmayı istememiştir.
Ve 27 Mayıs 1960 sabahı, zorla kalmak istediği iktidarından, zorla indirilmiştir.
Gerçekte olan Türkiye’nin demokrasi deneyimine olmuştur. Geldiği gibi gitmesini bilmeyen iktidarı ile birlikte, varlık nedeni olan demokrasiyi de yok etmiştir. Bunun bir başka örneği de 27 Mayıs darbesini yapan genç subayların birbirlerine düşmesidir. Albay Alparslan Türkeş’in başını çektiği bir gurup, “Türkiye’nin düzenini” kendi istedikleri bir biçimde iktidarda kalmak isteğine dönmüştür. MBK (Milli Birlik Komitesi) başkanının 13 Kasım 1960 tarihinde imzaladığı bir kararname ile Alparslan Türkeş ile birlikte, 13 arkadaşını Dünyanın farklı ülkelerine sürgün eder… (Devam edecek)
26 Ocak 2026